NBA 2K15 (İnceleme)

Gözünü seveyim sakatlanma!

Gözünü seveyim sakatlanma!

Spotu kime attım, tahmin ediyorsunuzdur. Derrick Rose’suz geçen NBA sezonları bana hiç keyif vermedi ne yalan söyleyeyim. Öyle ki NBA TV için başlattığım D-Smart aboneliğim tam anlamıyla bir bağışa dönüşmüş durumda. Ama bu yıl şanssızlık kırılacak gibi ve Rose’u seyretmeye doyamayacağız. (Umarım.) Öte yandan yeni sezonda birçok takımın kadrosunda ciddi değişiklikler de göreceğiz ki bu durum NBA’i daha izlenir kılıyor bana göre. Yuvasına dönen ve yanına Kevin Love’ı alan LeBron James, Bulls’un -sanırım- beş küsur yıl gecikmeli hamleyle kadrosuna Pau Gasol ve daha nice takas… Bu yıl NBA’i izlemek kadar NBA 2K serisini oynamak da zevkli olacak çünkü oyunda birçok yenilik, birçok geliştirme mevcut. Daha fazla uzatmadan söze gireyim… Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

NBA 2K14 (İnceleme)

NBA 2K14Daha geçen dedim size, hatırlıyor musunuz? NBA 2K serisinin sıkı bir takipçisi olarak, Derrick Rose’un sakatlığı ile zaman bulamamanın birleşimi sonucu NBA 2K13’e zaman ayıramadım yıl boyu. Öyle ki serinin en az oynadığım üyesi oldu ve bunda Derrick Rose’un payı bir hayli fazla. Sonuçta basketbolu seven, NBA’i günbegün takip eden biri olarak, bu takibin can damarlarından Chicago Bulls ve Derrick Rose aksıyorsa bir mesafe oluyor aranızda. İşte bu sebeple NBA 2K13’e de yeteri kadar zaman ayıramadım, MyPlayer modunda yarattığım kendime dahi doğru düzgün bakamadım, onun boş salonlarda çürümesine göz yumdum. Şimdiyse karşınıza Derrick Rose’un dönüşüyle şenlenen bendenizin NBA 2K14 incelemesiyle çıkıyorum! (Kendi kendini sunan adam…) Üstelik bu kez karşımda sadece NBA, Chicago Bulls ve Derrick Rose yok, aynı zaman Euroleague var! (Buna daha sonra döneceğim.) O halde hava atışı yapılsın! Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

My Player / 17.01.2012

NBA 2K serisinin en popüler modlarından My Player’a, geçen yılın aksine bu sezon yeni yeni ağırlık vermeye başladım. Yine geçen yıl olduğu gibi PG / Pass First olarak ve gerçek fiziksel değerlerimi girerek atıldığım macera, Sixers tarafından seçilmemle devam etti. Çaylak bir oyun kurucu olarak yedek olmam gayet doğal ama şimdiden altı maçta 21 dakika ortalamayı tutturmuş durumdayım. Ne var ki NBA 2K11’de yaşadığım sorun NBA 2K12’de de devam ediyor ve şut yüzdem fazlasıyla düşük. Overall’ı 62 olan bir oyuncu olarak hem FG%, hem de 3P% değerlerim %30 civarında. Şu ana kadar gelen tüm yetenek puanlarını orta mesafeye yatırdım ve bu sayede hem şut yüzdemi, hem de sayı ortalamamı yükseltmeyi planlıyorum ama önceliğim, başta da söylediğim ve her yıl seçtiğim üzere Pass First. Az önce Clippers deplasmanında üçüncü galibiyetimizi aldık ve durumu 3-3’e getirip Doğu’da sekizinci sıraya yerleştik. Düşük şut yüzdeme rağmen en iyi maçımı çıkardığımı söyleyebilirim: 96-84 biten maçı 6/16 şut ve 3/7 üçlük isabeti, 15 sayı, 6 asist, 2 ribaunt, 2 top çalma, 4 top kaybı (!) ile tamamladım. Bu ve benzeri performanslarla devam etmek bana yeter ne yalan söyleyeyim, öyle büyük beklentilerim, yıldız olma hayallerim yok ama Bulls’a takas olsam ne güzel olur! (Oldum! – 28.01.2012)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Rafa hapsolanlar, kurtulmayı bekleyenler…

Brothers in Arms: Hell's HighwayOyun piyasası hareketli, satın almak isteyeceğim sayısız oyun var ve olabildiğince alıp arşivimi genişletiyorum. Xbox 360 için alınan oyunlar, Xbox Live üzerinden indirilen oyunlar, Steam üzerinden yapılan indirimlerin büyüsüne kapılıp satın aldığım oyunlar, sırf bağımsız yapımcılara destek olmak amacıyla aldığım mini oyunlar… Bu kadar çok oyunu oynuyor muyum ya da oynayabiliyor muyum peki? Hayır. Neden? Zamanım mı yok? Bir sebep bu olabilir, evet. Başka bir sebepse aslında belli tür oyunlara yoğunlaşan ve bu oyunlardan zevk alan biri olmam. Bu durum öylesine anlamsız, tuhaf sonuçlar ortaya çıkarıyor ki… Hayatım boyunca oyunları ve bazı spor dallarını çok sevdim. Spor dalları arasında futbol ve basketbol başı çekiyor. Şimdi bu iki başlığı bir araya getiriyorum ve karşıma futbol oyunları ile basketbol oyunları geliyor. Eh, oyun piyasasında da çok şükür ki çok sağlam birer başlık var bu türlerde. Bir yanda Electronic Arts’ın FIFA serisi, diğer yanda 2K Games’in NBA 2K serisi… İşte bu iki lanet oyun, çoğu kişiye göre az sayılabilecek (Aslında birçok kişiye göre de çok sayılabilir, haksızlık etmeyeyim.) zamanımı yeyip bitiriyor ve aldığım tonla oyuna zaman ayıramama sebep oluyor. İşte birkaç örnek… Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Gece kuşu…

Birkaç gündür hastayım, üstelik çok yoğun çalışıyorum ve iyileşmeye bile zamanım yok. Daha da ilginci, iyileşmek için ilaç da içmiyorum ve kullandığım tek silah “anne çorbası”. Şimdi… An itibariyle hafta sonuna girmiş bulunuyoruz ama ben yarın da çalışacağım, yani tatil falan değil. Peki gecenin bu saatinde, tam bu satırı yazdığım 03:18’inde ben ne yapıyorum? Yoğun iş temposu ve oyunların artık “işim” olması yüzünden bir türlü yanaşamadığım oyunlara vakit ayırıyorum. Odamdaki raflarda duran sayısız oynanmış oyuna mı peki? Hayır. Şu sıralar en çok almak istediğim FIFA 12’nin, NBA 2K12’nin ve Top Spin 4’ün demosuna. Arada yeni ve almayı pek de planlamadığım oyunlara da göz gezdiriyorum gerçi. Mesela az önce Burnout CRASH! demosunu indirdim, demodaki ilk modu test ettim ve olduğu gibi siliverdim, sarmadı. Ondan önce NBA 2K12’nin demosunu son bir kez daha oynayıp silmiştim. Sonra elim FIFA 12 demosuna gitti ama demodaki birkaç problemin can sıkıcı olması caydırdı beni, onu da sildim. En nihayetinde son bir – iki haftadır en çok oynadığım demoya, Top Spin 4’e girdim ve üst üste maçlar yaptıktan sonra buraya dönmek için konsolu uykuya yatırdım.

Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone