Mafia II’nin ardından…

Aylardır, hatta yıllardır oynanmayı bekleyen ve bir türlü elimin gitmediği oyunların arasından birini seçtim ve bitirene kadar oynadım sonunda. Mafia II’den bahsediyorum; ilkini (Mafia: The City of Lost Heaven) deliler gibi oynadığım, çok da sevdiğim, bitmesine de bir o kadar üzüldüğüm. 1930’lu yıllarda geçen o güzelim oyunun açılış sahnesi hala gözümün önündedir… Bir taksi şoförüydü Tommy Angelo, hayatını kazanıyordu sıradan bir vatandaş olarak ama talih yüzüne güldü ya da talihsizlik onu buldu, bir anda kendini mafyanın karanlık dünyasında buluverdi. Artık Salieri’nin bir ferdiydi, Don Salieri’nin de en has adamlarından biri olma yolunda hızla ilerliyordu. Nasıl mı? Rakip, düşman mafya ailesi Morello’ya karşı gelerek, kendisine verilen görevleri bir bir ve başarıyla sona erdirerek. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Rafa hapsolanlar, kurtulmayı bekleyenler…

Brothers in Arms: Hell's HighwayOyun piyasası hareketli, satın almak isteyeceğim sayısız oyun var ve olabildiğince alıp arşivimi genişletiyorum. Xbox 360 için alınan oyunlar, Xbox Live üzerinden indirilen oyunlar, Steam üzerinden yapılan indirimlerin büyüsüne kapılıp satın aldığım oyunlar, sırf bağımsız yapımcılara destek olmak amacıyla aldığım mini oyunlar… Bu kadar çok oyunu oynuyor muyum ya da oynayabiliyor muyum peki? Hayır. Neden? Zamanım mı yok? Bir sebep bu olabilir, evet. Başka bir sebepse aslında belli tür oyunlara yoğunlaşan ve bu oyunlardan zevk alan biri olmam. Bu durum öylesine anlamsız, tuhaf sonuçlar ortaya çıkarıyor ki… Hayatım boyunca oyunları ve bazı spor dallarını çok sevdim. Spor dalları arasında futbol ve basketbol başı çekiyor. Şimdi bu iki başlığı bir araya getiriyorum ve karşıma futbol oyunları ile basketbol oyunları geliyor. Eh, oyun piyasasında da çok şükür ki çok sağlam birer başlık var bu türlerde. Bir yanda Electronic Arts’ın FIFA serisi, diğer yanda 2K Games’in NBA 2K serisi… İşte bu iki lanet oyun, çoğu kişiye göre az sayılabilecek (Aslında birçok kişiye göre de çok sayılabilir, haksızlık etmeyeyim.) zamanımı yeyip bitiriyor ve aldığım tonla oyuna zaman ayıramama sebep oluyor. İşte birkaç örnek… Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Her oyunda özgür olmak zorunda mıyız?

Just Cause 2Özgürlük… Şimdi bu kelime üzerine ne felsefi bir yazı yazılır, değil mi? Ama ben böyle yapmayacağım ve esas konumuz olan oyun dünyasındaki özgürlüklere değineceğim. Aslında böyle dediğimde de genel bir bakış açısı algılanabilir ki onu da yapmayıp sadece “sandbox” türündeki oyunların özgürlüğünden bahsedeceğim.

Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone