FIFA 14 (İnceleme)

FIFA 14Eylül ayında paraya kıydınız, güzel güzel FIFA 14’ünüzü aldınız ama o da nesi? Kasım ayında yeni nesil konsollar çıktı, FIFA 14’ün de yeni nesil versiyonu çıktı, şanslı azınlıktan biri olup hem konsolu, hem de oyunu alınca Eylül ayındaki paralar çöpe gitti. Durun, üzmeyin kendinizi. Bunu bir fırsata dönüştürün, iyilik yapma şansını tepmeyin, eski nesil FIFA 14’ünüzü bir dostunuza hediye edin. Bunu yapmak çok mu zor? Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

FIFA 14 (İnceleme)

FIFA 14Yavaş yavaş Kasım 2013’e, yani sekizinci nesil konsolların evlerimizi işgal etmeye başlayacağı tarihe yaklaşıyoruz. Öyle bir süreç ki bu, bazı oyunları ikişer defa almamız gerekecek ve öyle oyunlar var ki bu süreçte, onları ikişer defa almaktan bir an olsun çekinmeyeceğiz. İşte o oyunlar biri de FIFA 14. Üstelik bırakın oyunu iki kez satın almayı, sırf dört – beş gün daha erken oynayabilmek için Early Access ücretini dahi ödemeyi göze alabiliyor insan ve bu ödemeyle başlayan süreçte kendini yeşil sahalara atıyor bir yıllık yeni kontratıyla… Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Oyun dünyasında dubstep furyası

Çok değil, bundan maksimum altı ay önce merak saldım dubstep’e ve bugünkü modern halime  nasıl geldiğimi ben bile hatırlamıyorum. Hikayeye en baştan başlamak gerekirse benimle aynı dönemde doğup büyüyen herkes gibi 90’ların Türkçe pop şarkılarıyla başladım müzik dinlemeye, ardından yeni keşifler, yabancı şarkılara açılım süreci, halen sürmekte olan Oasis hayranlığı, Oasis vesilesiyle BritPop’a geçiş, herkes gibi bir dönem Metallica (Sadece Metallica, fazlası değil.), popüler MTV müziği ve hatta Eminem, yavaş yavaş elektronik müziğin keşfi,  İskandinav esintileri, post-rock ve daha neler neler… Altı ay önceyse (Aslında altı ay bile olmayabilir.) ne duydum, hangi şarkıyla başladım, şu an hatırlamıyorum ama başladım, sonra da keşfe daldım. GrooveShark ve Last.fm ile başlayan keşif süreci, çok “acayip” parçalara da götürdü beni, hastası olduğum parçalara da. Her dubstep dinleyicisi gibi Skrillex’i de buldum sonunda, herkesin bilmediği Bassnectar ve Datsik gibi isimleri de. Hal böyle olunca, dubstep’in varlığından haberdar bir bünye olarak, asıl merakım olan oyun dünyasında da algıda seçicilik baş gösterdi. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Hiç sanmazdım ama oldu: Bejeweled

Hangi oyunun ne zaman bağımlılık yapacağı belli olmaz. Bundan birkaç ay önce, evde geçirdiğim bir tam günü Rig ‘n’ Roll ve Euro Truck Simulator oynayarak geçirmiştim. Dünya üzerindeki yedi milyar insanın %99.99’u için “zaman öldürme” kalıbının tanımını oluşturan bu oyunlar, tüm gün boyunca beni oyalamış ve direksiyon sallamama vesile olmuştu. Bağımlılık seviyesine geldi mi? Hayır ama kıyısından da dönmedim değil. Son günlerdeyse ne FIFA 12, ne Battlefield 3, ne de başka bir oyun oynuyorum. Son bir haftanın yıldızı, beni kendine mecbur bırakan oyun Bejeweled oldu… Nasıl oldu, bunu nasıl becerdi, hala anlamış değilim ama iPhone’daki tek durağım Bejeweled. Birkaç gün için yapılan bedava kampanyasına katılayım dedim ve bir andan kendimi parıltılı taşları bir araya getirirken buldum. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Rafa hapsolanlar, kurtulmayı bekleyenler…

Brothers in Arms: Hell's HighwayOyun piyasası hareketli, satın almak isteyeceğim sayısız oyun var ve olabildiğince alıp arşivimi genişletiyorum. Xbox 360 için alınan oyunlar, Xbox Live üzerinden indirilen oyunlar, Steam üzerinden yapılan indirimlerin büyüsüne kapılıp satın aldığım oyunlar, sırf bağımsız yapımcılara destek olmak amacıyla aldığım mini oyunlar… Bu kadar çok oyunu oynuyor muyum ya da oynayabiliyor muyum peki? Hayır. Neden? Zamanım mı yok? Bir sebep bu olabilir, evet. Başka bir sebepse aslında belli tür oyunlara yoğunlaşan ve bu oyunlardan zevk alan biri olmam. Bu durum öylesine anlamsız, tuhaf sonuçlar ortaya çıkarıyor ki… Hayatım boyunca oyunları ve bazı spor dallarını çok sevdim. Spor dalları arasında futbol ve basketbol başı çekiyor. Şimdi bu iki başlığı bir araya getiriyorum ve karşıma futbol oyunları ile basketbol oyunları geliyor. Eh, oyun piyasasında da çok şükür ki çok sağlam birer başlık var bu türlerde. Bir yanda Electronic Arts’ın FIFA serisi, diğer yanda 2K Games’in NBA 2K serisi… İşte bu iki lanet oyun, çoğu kişiye göre az sayılabilecek (Aslında birçok kişiye göre de çok sayılabilir, haksızlık etmeyeyim.) zamanımı yeyip bitiriyor ve aldığım tonla oyuna zaman ayıramama sebep oluyor. İşte birkaç örnek… Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone