Yürü be Ubisoft!

Ubisoft

Son yıllarda oyuncuların diline doladığı en büyük yalanlardan biridir Ubisoft’un kötü, tembel, umursamaz bir firma olduğu ve pek de popülerdir Ubisoft düşmanlığı. Neymiş, oyunları sorunluymuş, neymiş, paragözmüş, neymiş, oyuncuları kandırıyormuş. Eh, harcadığı paradan ötürü müşterinin geleneğidir saydırmak ama oyuncu gözüyle bakınca Ubisoft’un ne kadar cesur ve takdir edilesi olduğunu görmek zor değil. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Diablo III’e doğru…

Yıllardır oyun oynayan her oyuncunun, oyun yazarının, editörünün bir utanç listesi vardır. “Utanç listesi” biraz ağır kaçmış olabilir, hatta aklınızda bir anda tuhaf soru işaretleri oluşabilir. Aslında evet, ağır bir tabir ama kimi zaman hak edilebilen de bir tabir. Şöyle ki yıllardır, çocukluğumdan beri oyun oynarım. ZX Spectrum 48K ile başlayan maceramda bir adet Amiga 500, bir adet Amiga 500+, bir adet Game Boy, bir adet PlayStation 2, bir Xbox 360 ve birkaç tane de PC eskittim. Böylesi mütevazı bir ürün geçmişinde sayısız oyun denedim, oynadım, geride bıraktım ve anılar yarattım. Ne var ki zaman zaman türlere, sevdiğim oyunlara, serilere fazla odaklanınca birçok oyunu da pas geçtim, atladım, oynamadım, denemedim bile. Bunlar öyle oyunlar oldular ki her oyuncunun mutlaka oynaması, en azından denemesi gereken birer nimetti oyun dünyası için. İşte bu oyunların oluşturduğu ve herkesin kendine ait bir örneği olduğunu düşündüğüm listeye “utanç listesi” diyorum ben. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone