Türkiye’deki oyuncuların cehaleti…

Call of Duty 2Çocukluğumdan beri oyun oynuyorum ve 2005 yılından beri de oyun sektörünün bir parçası olarak olayı profesyonelliğe dökmüş durumdayım. Hem 2005 yılına kadar olan süreçte arkadaş çevremi, hem de sonrasında Türkiye’deki oyuncu kitlesini sürekli olarak gözlemleme şansım oldu. Ne var ki son dönemde, aslında son yıllarda yaptığım gözlemlerde Türkiye’de oyun oynayan kitlenin içinde cehaletin tavan yaptığı bir grubun olduğunu görmek hem üzücü, hem de sinir bozucu. Üstelik bu cehalet, oyun sektörü ve oyunlar üzerine var olunca daha da sinir bozucu oluyor. Her gün gördüklerim karşısında içimden “Yahu adam her gün oyun oynuyor, oyun oynuyorum diyor, en basit şeyleri bile nasıl bilmez!” deyip duruyorum. Örnek mi istiyorsunuz?

Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Bad Company 2 vs Modern Warfare 2 #2

Geçen ay köşemi okuyanlar, Battlefield: Bad Company 2 ve Call of Duty: Modern Warfare 2 arasında yaptığım kıyaslamayı görmüşlerdir. Yazının sonlarına doğruysa MW2’yi yerdiğim için tepki alabileceğimi söylemiştim ki bu gerçek oldu ve bazı fanatiklerin “seviyeli” mesajlarıyla karşılaştım. Aslında tam da bu konu üzerine bir şey yazmak istiyordum ki yine BC2 vs MW2 kıyaslaması yapmaya karar verdim ama bu kez oyunları değil, oyunların yapımcılarını kıyaslayacağım.

Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Bad Company 2 vs Modern Warfare 2

Call of Duty serisinin Modern Warfare ile çıtayı bir hayli yükselttiği ve kendi içinde bir çığır açtığı bir gerçek. Call of Duty 4, oyun dünyasında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza atarak büyük bir hayran kitlesi yaratmıştı kendine. Oyunun tek kişilik modunun kalitesi bir yana, sadece Captain Price bile başlı başına bir fenomen oldu. Captain Price için yapılan muhabbetlerin sonu gelmezken, onun ölümsüz bir asker olduğunu düşünenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazlaydı. Sonra World at War girdi araya, yine İkinci Dünya Savaşı’na döndük, MW hayranları Treyarch’a saydırdı, İkinci Dünya Savaşı sevdalılarıysa MW’yi bir kalemde silip attı. Ben de İkinci Dünya Savaşı’ndan bir türlü bıkmayan biri olarak WaW’ı büyük bir hayranlıkla oynadım. Modern Warfare 2 çıktığındaysa bir kez daha yer yerinden oynadı, üç günde 500.000.000$’lık bir hasılat elde edildi, oyun ve sinema sektörleri kıyaslanır oldu, Captain Price’ın yaşayıp yaşamadığı üzerine çıkan dedikodular sona erdi.

Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Alınan sonuçlar ve oluşan puan durumu

Şu başlığa yazdığım şey, herhangi bir spor dalı için yapılan haberlerin vazgeçilmez repliğidir. Turkcell Süper Ligi’nin sona erdiği Pazar akşamlarında bu cümleyi duymamanız mümkün değil mesela. Nedir? Maçların tamamı bitmiştir ve bu maçların skorları ile skorlar neticesinde oluşan puan durumu seyirciye aktarılmak istenir. İnanması güç gelebilir ama bu replik her hafta, yılın en az 34 haftası tekrar edilir. Aynı repliği 10 ayrı kanalda telaffuz ettiklerini düşününce de 340 gibi bir rakama ulaşırız ki bu kadar gereksiz bir matematik hesabını da ancak ve ancak benim gibi bir istatistik hastası yapar. O halde dümeni biraz çevireyim ve konuyu oyunlara, oyunlara verilen puanlara ve verilen puanları takıntı haline getiren insanlara getireyim.

Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone