Happy-Go-Lucky

Festivaldeki beşinci filmim, dün akşam gittiğim Happy-Go-Lucky oldu. İngiliz yönetmen Mike Leigh’in yazıp yönettiği Happy-Go-Lucky, 2007 yılında çekilen ve ilk olarak 18 Nisan’da beyazperdede boy göstermiş bir yapım.

Filmde, bir öğretmen olan ve normal bir insanın olabileceğinden çok daha fazla mutlu olan Poppy’nin yaşamından bir kesit izliyoruz. Zoe adındaki ev arkadaşıyla 10 yıldır birlikte yaşayan ve hayata sürekli olarak pozitif bakan Poppy, hiçbir şekilde mutsuz olmadığı gibi bisikletinin çalınması gibi bir olaya da güler yüzle yaklaşabilecek biri. Öte yandan aşk hayatındaki boşluğu da dert etmeyen Poppy’nin içinde bulunduğu ruh hali ve bu ruh halini yansıtışı, bazı izleyicileri sinir edebilir ama ben bu gruba dahil değilim. Keşke hayata bu kadar pozitif bakabilen biri olsaydım.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

O’Horten

Festival broşüründeki fotoğrafıyla bir şekilde beni tavlamayı başaran O’ Horten, Norveç sinemasının (Bu tip kalıplara da hastayımdır!) 2007 yılı sonunda sinema dünyasına sunduğu bir yapım. Bent Hamer’ın yazıp yönettiği film, tren makinisti olan Odd Horten’in emeklilik sürecini ve sonrasındaki hayatını oldukça başarılı bir şekilde sunuyor izleyiciye. En başta oldukça sıradan ve sade bir yaşantısı olduğu gözlenen Odd’un, emeklilik sonrasında yaptıklarıysa sanki yıllardır yapmadıklarının ya da yapmaktan korktuklarının gecikmiş birer telafisi olarak gözlemleniyor. Girişinden itibaren Norveç’in o sakin, yumuşak ve huzur veren havasını direkt olarak hissetmemi sağlayan ve çekimleriyle gönlümde taht kuran filmi oldukça sevdiğimi belirtir, vizyona girmesi halinde mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Blindness

85 yaşındaki Portekizli yazar José Saramago, 1995 yılında, 288 sayfalık bir kitap yazdı. Aynı yıl Portekizce, 1997 yılında ise “Blindness” ismiyle İngilizce olarak yayımlanan kitap, yazarın kariyerindeki en önemli eser olarak nitelendirildi. Bu kitap, bir diğer Latin olan ve daha önce City of God filmini yöneten Fernando Meirelles’in de ilgisini çekti ve yönetmen, Blindness’ın filmini çekmeye karar verdi.

Blindness, orijinalini son güne kadar asla bilemeyeceğimiz kıyamete alternatif bir senaryo içeriyor diyebilirim. Bir gün, tek bir insanda ortaya çıkan geçici körlük virüsünün bulaşıcı olduğunun fark edilmesi, bir felaketin başlangıcı olarak not edilir. Önce bu kişiye yardım etmeye çalışan birine, sonra da bu kişinin tedavi olmak için gittiği doktora bulaşan virüsün gitgide daha çok insana yayılmasıyla felaketin önü alınamaz.

Dramatik, gergin ve zaman zaman da korkutucu bir atmosfere sahip olan film, yönetmenini baz alarak bu filme gidenler için City of God’dan sonra biraz hayal kırıklığı yaratabilir ancak Blindness’ın oldukça başarılı bir film olduğunu söylemeliyim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

The Heartbreak Kid

Her filmine gözüm kapalı gideceğim iki oyuncu vardır; biri Adam Sandler, diğeri ise Ben Stiller. Böyle dediğime bakmayın çünkü The Heartbreak Kid’i sinemaya geldiği zaman izleyememiştim. İki saat önce bir film izlemem gerektiğine karar verdiğimdeyse ilk tercihim Ben Stiller oldu tabii. Sonunda film bitti ve yazıyı yazmaya başladım derhal.

Ben Stiller’ın birçok filmi gibi The Hearthbreak Kid de romantik komedi türünde ve senaryo her ne kadar klişelerle dolu olsa da Stiller’ın kendine has mimikleri ve tavırları ile renkleniyor. Filmin konusu ise “ikili ilişkilerdeki yanlış tercihler” olarak özetlenebilir. (Ben böyle özetlemek istedim en azından.) Eğlenerek ve kendime pay çıkardığım bir dolu mesaj alarak izlediğim filmi herkese tavsiye ederim.

Bu arada film bana üç önemli şeyi bir kez daha hatırlattı:
1. Güzellik her şey değildir.
2. Bir ilişkide şartlar ne olursa olsun (evlilik de olsa) gelinmemesi gereken noktalar vardır.
3. Bir ilişkinin bitmesi gerekiyorsa bitmelidir, ertelenmemelidir!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone