“Abi sen ne iş yapıyorsun?”

Selam millet, ben Şefik ve bu da yeni blog yazım! Bu girişi YouTube ve Twitch takipçilerim anlıyor daha çok, beni yazar olarak takip edenlerin %99’u ise “Bu nasıl giriş yahu?” demiş olabilir. Eh, böyle bir kitle kargaşası varken bu yazıyı yazmakta geç bile kaldım. O halde beni yıllardır tanıyıp takip edenler dışındaki kitle için anlatmaya başlıyorum. Ha, bu arada “yıllardır” derken iki – üç yılı kastetmiyorum, en azından beş yıllık geçmişimiz olmalı ;)

Yıl 2004, 22 yaşında adamım, üniversiteyle boğuşuyorum ama 80’li yılların ortalarından beri de oyun oynuyorum. Bu satırları okuyanların çoğu henüz portakalda vitaminken ben ZX Spectrum 48K ile oyun oynuyor, hatta temel seviyede kod yazıyordum. (Kod yazma becerim hiç gelişmedi, hala temel seviyedeyim ama konumuz bu değil!) Neyse efendim, 2004’te LEVEL dergisinin resmi forumlarından moderatörlük yapıyorum ama bir yandan da oyun merakımı insanlarla paylaşmak istiyorum ve Sabah gazetesinin yanında hediye edilen haftalık oyun dergisi ProGamer’da yazmaya başlıyorum Serpil Ulutürk sağ olsun.

Evet, hikaye 2004’teki yazarlık tecrübemle başlıyor ve ilerleyen yıllarda Sinan Akkol sayesinde LEVEL‘a geçiş yapmamla, önce derginin DVD’sini hazırlamamla, sonrasında da yazarlık, editörlük ve yazı işleri müdürlüğü yapmamla devam ediyor. İlk yıllarda Resmi PlayStation 2 Dergisi‘nde de yazarlık ve editörlük yapmıştım ama o macera pek uzun sürmedi çünkü derginin ömrü de pek uzun olmadı ne yazık ki.

Gelelim beni o dönemlerden tanımayanların tanıdığı noktaya, yani YouTube’a video yüklemeye başlamama. Bir YouTuber olmadan hemen önce MTV Türkiye‘de yayımlanan ve bugün farklı bir formata dönüşse de halen yaşamını sürdüren Multiplayer‘a oyun videoları çekiyordum. Sonrasında yıllardır gelen oyun tutkumu herkesle paylaşmak adına videoları YouTube hesabıma yüklemeye karar verdim ve yavaş yavaş işi YouTuber olmaya devşirdim. Bu dönem tam olarak 2013 yılının ilk aylarına denk geliyor ve birçoğunuz da beni böyle tanıdınız sanırım.

Aradan geçen yıllarda YouTube kanalımın hem bana bağlı, hem de benden bağımsız sebeplerle büyüme sürecindeki yavaşlama sonrası Multiplayer ile bir kez daha yollarım kesişti ve Twitch’te kurulan Multiplayer TV kanalında canlı yayın yapmaya başlayarak ilk canlı yayın tecrübemi yaşadım. Takvimler Ocak 2014‘ü gösteriyordu, daha acemiydim, canlı yayın nasıl yapılır, OBS ne işe yarar, yeni yeni öğreniyordum. Neyse ki bu işin altından da Merthan Yalçın önderliğinde PintiPanda (Tuna) etrafına inşa edilen ekip sayesinde kalktım ve bugünkü modern halime kavuştum.

Evet, Ocak 2014’ten beri canlı yayın yapıyorum ama haftada iki gün düzenli yayın yapmaya Ocak 2015’te, haftada beş gün düzenli yayın yapmaya Temmuz 2016’da başladım ve o tarihten itibaren hafta içi beş gün, toplamda 20 saat canlı yayın yapıyorum. İlk başta bu süre kulağa çok gelebilir ama dünya genelinde kabul gören “full time streamer” mesleği bundan daha fazlasını istiyor aslında ve insanlar günde sekiz saat civarı yayın yaparak yaşamlarını sürdürüyorlar.

Gelelim başlıktaki soruya. Bu soru birçok yayında bana soruluyor ve ben de her seferinde “yayıncılık” diyorum, kimilerini de bu cevap tatmin etmiyor çünkü bu bir meslek gibi görülmüyor. Sonuçta evinde internet, bilgisayarında OBS olan herkes yayın açabiliyor ama yayın olayını düzenli ve ciddiyetle yaptığınızda, bundan da üç – beş bir şeyler kazanmaya başladığınızda bu aslında kabul gören her iş gibi gerçek bir “iş” oluyor. Ha, bu kapı herkesin karnını doyuruyor, evini çekip çevirmesine yarıyor mu? Hayır ama ben bu yolda attığım düzgün ve sabırlı adımlarla, doğru işbirlikleriyle ve tribünlere oynayıp maymunluk yapmak yerine -bu konuda mütevazı olamayacağım üzere- düzgün kişiliğimle belli bir noktaya gelmiş durumdayım; hala da yolum var, biliyorum ama kendime güveniyorum.

Okuma alışkanlığını kaybeden bir nesil olarak buraya kadar okudunuz mu, emin değilim ama şunu söyleyebilirim ki benim şu an yaptığım iş yayıncılık. Kimileri bunu “oyun oynuyorsun alt tarafı” gibi yorumlarla küçümseyebilir ama bu iş sandığınızdan daha fazla emek ve ciddiyet istiyor. Bu durumda bana da “Abi ne iş yapıyorsun?” sorusuna net ve kısa bir cevap vermek kalıyor: Twitch yayıncısıyım.

Not: Oyun sektöründeki 13 yıllık kariyerimde bu noktaya gelmeme vesile olanları yazı boyunca bir bir saydım ve kimseye de hakkım geçmemiştir. Bu yazı vesilesiyle bende hakkı olan herkese de tekrar teşekkürler.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

“Abi sen ne iş yapıyorsun?”” üzerine 16 düşünce

  1. Abi adamsın baştan sona okudum. 2-3 senelik takipçinim anladım ki 5 yıllık herhangi bir takipçine eş değer bilgim varmış, senin hakkında.

  2. Abi ben seni Level’den beri takip ediyorum sen oradan ayrılınca çok üzülmüştüm sırf senin için alıyordum dergiyi ,sonra ben Leveli takibi bıraktım bir zaman sonra sana Youtube’da denk geldim ve o gün o kadar mutlu olmuştum ki sana anlatamam.Merakla ve ilgiyle elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum seni Şefik Abi,başarılarının devamını dilerim.

  3. Seni sadece 2 yıldır takip eden biri olarak bu bilgilere ulaşmak ve sahip olmak beni mutlu etti. Desteğe devam edip, yayınları az çok takip etmeye çalışıyorum. İşini senin gibi doğru düzgün yapan çok az insan kaldığı için başarılı olmanı gönülden diliyorum :)

  4. Keşke Youtube seni sabote etmese abi , özellikle istikrarına ve kararlılığına hayranım. Seviyoruz seni <3

  5. Dergiciliğin güzel olduğu zamanlarda öğrenci harçlıklarımla aldığım dergiler çok değerliydi haliyle. Elimin altında sadece “atari” olsa da bilgisayar oyunları tanıtan dergiler almak, o yazıları okuyup da sanki oyunu oynamış gibi olmak bile çok farklı bir his yaşatıyordu insana. Bu yazıyı da sanki o zamanlarda çıkan bir dergi gibi okudum. Daha sonraları sadece internete girebildiğim bir bilgisayarım oldu. Dergilerin yanındaki cdleri gidip internet kafelerde deneyebiliyordum. Hatta dergide görüp çok beğendiğim bir oyunun cdsi alıp (korsan :)) internet kafelerde yükleyip oynardım. Ama PlayStation alındığında ve daha sonrasında PS2 alındığında oyun oynamanın zevkini büyük ölçüde almaya başladım. Ve sonrasında, o kadar pc dergisinin yanında, Resmi PlayStation Dergisi’nin çıkması muazzam bir şeydi. Derginin basımının bitimi de bir o kadar üzmüştü. O zamanlar içimde yeşermişti, keşke ben de oyun incelemeleri yazabilsem bir yayın için diye. Şu an dergi kültürünün kalmaması moral bozucu maalesef.

    Neyse, bunlar sadece seni tanıdığım zamanlardan birkaç anı sadece. Yayıncılığın için de şunu söylemek istiyorum; Türkiye’de bu işi kurumsal gibi yapan bir üreticisin benim gözümde. Diğer yayıncılara göre daha profesyonelsin diyebilirim. Bu iyi bir şey mi? Bence evet. Tabii yurt dışındaki yayıncılara göre daha az profesyonel olabilir ancak seninde dediğin gibi hâlâ yolun var. İsterdim ki YouTube içerikleri de gereken değeri alsaydı da o platformda da güzel şeyler olsaydı ama ne yazık ki verilen emeğin karşılığını alamayacağını bilerek bir şeyler üretmek yeteri kadar can sıkıcı.

    Böyle ara ara beğendiğin, hoşuna giden oyunlar hakkında yazılar blog yazıları yazsan çok güzel olur :) En azından ayda bir, o ayın oyununu yazabilirsin mesela.

    • Paylaştıkların ve yorumların için teşekkürler. Aslında bu blog’u ilk kurduğumda ara ara yazma fikrim vardı ama son yıllarda görsel içeriğe olan talebin yazılı içeriğe olan talebi bitirecek noktaya gelmesi sonrası vazgeçmiştim. İlk olarak LEVEL’daki yazılarımın arşivini buraya eklemeyi düşünüyorum :)

  6. Hep görmüş ama yayını izlememiştim. Ama şunu söylemeliyim ki yeni izleyici kazandın +1 :D

  7. Playstation dergisinden beri yazılarını okumuş gelebildiğim her zaman da yayınlarına gelmiş, youtube dan destek vermeye çalışmışımdır , sen ne iş yaparsan yap abi işini yapıyorsun. Yazılarında ve gameplay videolarında , yayınlarında gördüğümüz duruşun ve kişiliğinin de gerçekten sen olduğunu Chapter 3 de seninle tanıştığımda da görmüş oldum. Açıkcası söylemek gerekirse okumayı seven biriyim o yüzden bırak yazının sonuna kadar okumayı genel olarak buraya yazı atmanı dört gözle bekliyorum.Yayıncılık kariyerinde seninle bir gün çalışmayı çok istiyordum 2000 lerin ortasında , sen yayıncılığı bıraktın :) ,ama en azından bizden kopmadın abi , seni izliyor,yorumlarını dinleyip oyunlar hakkında ki düşüncelerine ulaşabiliyoruz. Senin işine yaklaşımın hem oyun sektöründe çalışmak isteyenler için hem de yayıncılık sektöründe çalışma konusunda eminim çoğu kişiye hem örnek hem de destek olmuştur. Hem bu yazı için hem de bugüne kadar yaptıkların için teşekkürler abi
    Seviliyorsun

  8. Ustad ben oyun oynamayida izlemeyide seven biriyim.youtube de bir cok kanal olmasina ragmen senin kanalin farki.yani yayin yapmak senin dedigin gibi biraz ciddiyet isteyen birsey.cogu yayin yapan arkadaslar cıvık cıvık hareketler saçma sapan espiriler ne biliyim çocukça isler pesinde.sen işini bence hakkiyla yapan birisin.
    Basarilarinin devamini dilerim.

  9. Eski takipçilerden kim kaldı ? LEVEL dergisinde ki parantez arası esprilerini özledim ya. Kaliteni bozma abi, böyle iyisin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.