Hayatta kalma sevdası

Don't StarveSon yıllarda popüler olan ve son dönemde artık kontrolden çıkan bir tür varsa o da hayatta kalma oyunlarıdır. İlk başta birkaç örneğiyle Steam’de boy gösteren tür, an itibariyle Steam ana sayfasını tam anlamıyla domine etmiş durumda. Bunun başlıca sebebiyse hayatta kalma türüne olan yoğun talep. Ben de bu türe meraklı bir oyuncuyum, biliyorsunuz ama iş gerçekten kontrolden çıktı arkadaşlar.5

İlk olarak Don’t Starve’ı oynamıştım, o zaman tür yeniydi ve Don’t Starve’ın kendine has, üstelik tarz sahibi bir görselliği vardı. Ardından The Forest’a yöneldim, düşen uçaktan yaralı olarak kurtuldum ve hem yerliler, hem de mutant’lar ile dolu bir adada hayatta kalmaya çalışıyordum. Oyunun güncelleme periyodu aylık olsa da uzun süre ormanda yaşadım, ormanda hayatta kalmanın yollarını aradım. Sonrasında The Long Dark geldi, tema tamamen değişti. Bu kez Kanada’nın karla kaplı ormanlarında, vahşi doğada ve yine tarz sahibi grafikler eşliğinde hayatta kalmaya çalıştım, çalıştık. Minecraft’ı ve DayZ’yi saymıyorum, onlar zaten alıp yürüdü ama geçen ay da H1Z1 çıktı, böylece kendime yeni bir cephe buldum.

Oynadığım birkaç oyunu saydım ama saymadığım o kadar çok oyun var ki sıralamaya başlasam sayfa dolup taşar. Rust, 7 Days to Die, Project Zomboid, NEO Scavenger, theHunter: Primal, Infestation: Survivor Stories, Rising World, Unturned, Miscreated, Dead State, The Fifth Day, Stranded Deep ve daha neler neler. Durum öyle bir hal aldı ki kontrol edeceğimiz bir karakter yaratıp elimize kazma tutturan her programcı hayatta kalma oyunu yapar ve oyunu Steam üzerinden erken erişime açar oldu. Üstelik saydığım ve saymadığım bu oyunların büyük bir kısmı uzun süredir erken erişimde ve bu süreçte kalmaya devam edecek gibi duruyor.

Geleceğim nokta şu ki oyun bolluğunda bir problem yok, hatta bol bol seçeneğimiz olması güzel ama şuursuzca bu türe, bu oyunlara atılmayın arkadaşlar. Önce bir bakın, ekran görüntülerine bakmak yerine oynanış videolarını izleyin, kullanıcı yorumlarını okuyun ve en önemlisi, oyunu geliştiren ekibin bir geçmişi var mı, iyice araştırın. Eğer bu adımlardan birini bile es geçerseniz, belki de hiçbir zaman tamamlanmayacak, multiplayer desteği varsa hileci oyuncuların kol gezdiği, yoksa da kendinizi anlamsız hataların içinde bulacağınız oyunlara yok yere para vermiş olursunuz. Hem sosyal medyada, hem de bu ayki test yazımda H1Z1’i övmemin sebebi de budur aslında. Ne olursa olsun, oyunun arkasında yılların tecrübesi Sony Online Entertainment var. Buna rağmen H1Z1’i koşa koşa alın demiyorum bakın, bekleyin, sabredin ama erken erişimdeki bir oyuna mutlaka para vermek istiyorsanız da tekrar söylüyorum, iyi düşünün. Ben yazıyı bitirip Stranded Deep’i deneyeceğim bir de ama siz bana bakmayın, ben de kontrolü kaybettim artık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.