The Binding of Isaac: Rebirth (İnceleme)

Zavallı, küçük Isaac

Zavallı, küçük Isaac

Ne acılı bir hikâyesi vardı Isaac’in, hatırladınız mı? Kendi halinde, ufacık bir yavrucak, annesinin gaipten duyduğu ama tanrının emirleri olarak algıladığı söylemler sonucu oyuncaklarından olur, odasına kapatılır, son olarak annesi tarafından öldürülmeye çalışılırken evin bodrumuna atlayıp kaçmaya başlar ve bu noktada da maceramız başlar.

Daha önce Flash tabanlı olarak geliştirilen oyunda, her yeni oyun açtığımızda rastgele şekilde oluşan bölümler boyunca ilerliyor ve hayatta kalmaya çalışıyorduk. Rebirth’ün yaptığıysa oyunu ilk olarak Flash kafesinden çıkarmak ki yapımcı Edmund McMillen, bu sayede oyuna eklenebileceklerin önünü açmayı hedeflemişti, hedefine de ulaşmış gözüküyor. Yeni oyunda yuvarlak hatlar ortadan kalkmış öncelikle ve bizi -oyunun yapısına da uygun şekilde- pikselli grafikler karşılıyor. Vallahi ne yalan söyleyeyim, yeni görselliği gördüğüm an geçer not verdim oyuna çünkü önceki görsellik cidden bu oyunun ruhunu yansıtmıyordu.

Oyuna eklenen yenilikler arasındaysa bölüm tasarımları geliyor; eskiden ekran kadar olan odaların bazıları artık ekrandan büyük olarak tasarlanmış. Öte yandan Isaac’in hayatta kalmak için başvurduğu yöntemlere yenileri eklenirken, ancak ve ancak oyunu bol bol oynadıkça ve deneme – yanılma yöntemiyle çözebileceğiniz eşyalar sizi bir anda ölüme sürükleyebiliyor. Başrolde kartlar ve haplar yer alırken, tipimizi de değiştiren her eklentiyle yüzümüz bir kez daha gülüyor. O zavallı, gariban Isaac öyle kılıklara giriyor ki bir noktadan sonra ona acımıyor, ondan korkuyorsunuz âdeta. Bu eklentiler sadece tipimizi değil, saldırı şeklimizi ve hızımızı da değiştirebiliyor tabii ki.

The Binding of Isaac’teki bölümler, yazının başında belirttiğim üzere her oyuna yeni başladığınızda farklı şekilde yaratılıyor ve bu sayede oyunun oynanış süresi muazzam bir şekilde artıyor. Öyle ki oyunu onlarca, hatta yüzlerce kez oynayabilir ve her seferinde farklı bir maceraya atılabilirsiniz. Üstelik oyunda o kadar çok sayıda eşya var ki yüz seanslık bir oyun tecrübesi yaşadığınızda bile birçok eşyayı bulamamış, bulsanız bile o eşyaların ne işe yaradığını çözememiş olabilirsiniz. Edmund McMillen’ın belirttiğine göre, oyunda 450’nin üzerinde eşya bulunuyor. Bu rakam sizi keser mi?

Oyunu oynarken motivasyon konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamanız pek mümkün değil ama yine de oyuncuları “sıcak” tutmak için oyuna birçok mücadele (challenge) eklenmiş, yetmemiş, tek başınıza oynamaktan sıkılırsanız diye de iki kişilik lokal co-op modu geliştirilmiş. Daha ne olsun?

The Binding of Isaac’i bitirememiştim, darısı Rebirth’ün başına ama bu satırları yazarken hala oyunun sonunu görememiş bir garip Isaac’im ben. Eminim aranızda hem ilk, hem de bu oyunu oynamış ve bitirmiş, cin gibi oyuncular vardır. Ben denemelerime devam edeyim, henüz bulaşmamış olanlara da oyunu mutlaka satın almalarını önereyim.

9,0

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.