New IP isteriz!

New IP’nin ne anlama geldiğini bilen var mı? Size kendi yöntemimle anlatayım… Yıllardan 2019, aylardan Eylül, Ekim, Kasım ve her yıl olduğu gibi, yine oyun yağmuru başlamış. Piyasaya önce Frostbite 5.0 motoruyla geliştirilmiş Battlefield: War on the Moon, ardından İkinci Dünya Savaşı’nı konu alan Call of Duty: Back to the Roots, bir sonraki hafta Erdel Prensliği’ndeki bir karakteri kontrol edip bu kez 400 metreden samana dalış yaptığımız Assassin’s Creed: Transylvania ve son olarak da PlayStation 5’e özel inFamous Online çıkar. Herkes bu oyunları satın alır, sırasıyla Day One, Day Two, Day Three, Week One yamalarını indirir ve oynamaya başlar, bir grup oyuncu da sepete Season Pass eklemeyi ihmal etmez. Kalan oyuncularsa adını uydurmak için yaratıcılığımın yetersiz kaldığı ama sonunda hiçbir takısı olmayan, “yepyeni” bir oyunu satın alırlar ki işte o oyuncular, “New IP” diye tabir edilen şeyi, yani bir “ilk” oyunu satın almışlardır. Anlaşıldı mı? Çok kastım, biliyorum ama bence oldu.

Verdiğim örneklerle konuyu nereye getireceğimi tahmin ettiniz mi peki? Edenler okumaya devam etsinler, etmeyenleri de sonraki sayfalara alalım ama sayfa da kalmadı pek, derginin sonuna geldik. Neyse, işte bu “yeni oyun” olayına takmak üzereyim neredeyse çünkü seri oyunlarının her yeni üyesi daha kötü, daha az yaratıcı ve daha tekrar olmaya başladı. Fantezi yaptığımı düşünenler olabilir ama örneklerimden en az bir tanesinin gerçekleşme ihtimali varsa ki bence var, durum vahim demektir.
Artık büyük firmaların yeni oyun çıkarmaktan bu kadar çekinmesi ve sürekli olarak mevcut serilerin yeni oyunlarıyla karşı karşıya kalmak beni endişelendiriyor. Oyunlarda yaratıcılık olmasın, yenilik olmasın, tamam, kabul ama yeni bir seri, yeni bir içerik olsun istiyorum. Bu noktada Watch_Dogs çok iyi bir örnekti bence. Ubisoft, piyasaya sürülen ilk sürümünde bazı sorunlar barındırsa da yeni bir oyun yapmayı denedi ve farklı bir içerik sundu oyunculara. Belki formül aynıydı, yine bir açık dünya oyunu oynuyorduk, Grand Theft Auto’nun bir benzeriyle karşı karşıyaydık ama karakter yeniydi, dünya yeniydi, daha önce tanımadığımız ve bilmediğimiz bir maceraya adım atmıştık.

2019’da çıkacak “o” oyunları oynarken yine eğleneceğiz belki ama heyecan duymayacağız bence, sadece yine bildiğimiz ve alıştığımız şeyi oynadığımız için mutlu olacağız en fazla. Bense yeni bir şey, yeni bir oyun, yeni dünyalar istiyorum. Bunları bana verdikleri için de her zaman bağımsız oyun yapımcılarını, büyük firmaların önünde tutuyorum. Bu noktada bu firmalarda çalışan yapımcıları da suçlayamıyorum ama çark bu şekilde döndüğü sürece şikâyetime devam edeceğim.

2019’da yeni bir Assassin’s Creed, yeni bir Battlefield veya yeni bir Call of Duty çıkmaması dileğiyle. Seneye görüşürüz!

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.