Forza Horizon 2 (İnceleme)

Manzaranın tadını çıkarın!

Manzaranın tadını çıkarın!

2011 yılıydı, Eden Games’in geliştirdiği, Atari etiketiyle piyasaya sürülen bir yarış oyunu vardı, adı da Test Drive Unlimited 2 (TDU2) idi. Test Drive isminin geçmişini araştırsanız, sıradan bir yarış oyunuyla karşı karşıya kalırsınız ama TDU2, bize bir yarış oyunundan fazlasını sunuyordu. Bir kere oyuna bir partide başlıyorduk, sonra altımıza bir araba çekiliyordu, ardından kendimizi koca bir şehrin yollarına atıyorduk, kendimize kalacak bir yer bile satın alabiliyorduk! Yarış oyunları kategorisinde yenilikçi bir oyundu TDU2 ama olmadı, olamadı, ilk olarak online desteğini kaybetti, ardından unutulup gitti.

Hemen bir yıl sonra, yani 2012’de Forza Horizon çıktı piyasaya. Xbox 360 platformuna özel bu oyunu açar açmaz TDU2’yi andık ve geçtik direksiyon başına, sonra ver elini şahane manzaralar eşliğinde yarışlar, festival kapsamında etkinlikler ve fazlası. Vallahi ne yalan söyleyeyim, Forza Horizon’ı tam olarak tüketemeden geride bıraktım, sonrasında dönmek de nasip olmadı ama Forza Horizon 2’ye aynı saygısızlığı etmeye niyetim yoktu, oyunu ilk günden itibaren doyasıya oynadım ve oynamaya da devam ediyorum.

Forza Horizon 2, ilk oyunda olduğu gibi bize festival ruhunu yaşatmak için elinden geleni ardına koymuyor. Oyunun hemen başında, şehre yanaşan feribotta yer alan müthiş otomobillerden birini alıyor ve diğer yarışçılarla birlikte festival alanına doğru yola çıkıyoruz. Bu yolculukta yarışmamıza gerek olmasa da gaza gelip asıldıkça asılıyoruz pedala ve henüz oyunun kontrollerine alışamamışken dalıyoruz duvara. Dert mi? Değil çünkü son yıllarca yarış oyunlarında iyice popüler olan “Rewind”, yani geri sarma olayı kurtarıyor bizi, basıyoruz “Y” tuşuna ve geri sarsıp aynı hatayı tekrarlamadan yola devam ediyoruz.

Festival alanında bizi bangır bangır müzik, dans eden gençler ve “patron” karşılıyor. Otomobil bizim değil, emanet, teslim ettik de biz neye bineceğiz? Sabahı bekliyoruz ve bize üç farklı otomobilden birini seçmemiz söyleniyor, seçimimizi yapınca da oyundaki ilk aracımıza kavuşmuş oluyoruz. Bundan sonra yapmamız gerekense şehirdeki birkaç yarışlık şampiyonaya katılmak ve yarışlardan topladığımız puanlarla şampiyon olmak. Şampiyon olunca da öğreniyoruz ki böyle 15 şampiyona varmış ve hepsini kazanırsak Horizon Festival şampiyonu oluyormuşuz.

Direkt olarak şampiyona yapısını, gidişatını anlattım size ama Forza Horizon 2’yi diğer yarış oyunlarından ayıran en önemli detayı çok geçmeden söylemem gerekiyor. FH2, açık dünya temalı bir yarış oyunu arkadaşlar. Yani yarıştan yarışa geçerken pistten piste ışınlanmıyor, oyunun sahip olduğu haritada özgürce dolaşabiliyorsunuz. Bu da demek oluyor ki saatler boyunca yarışları umursamadan haritada dolaşabilir, yan görevleri yapabilir ya da “toplanabilir” objelerin peşine takılabilirsiniz. Bir başka seçenek de haritada kendi kendine turlayan, Drivatar kontrolündeki araçlara meydan okumak. Genellikle seyahat ettiğiniz şehirlerin festival noktalarına yakın bölgelerde gezinen bu araçlar, kimi zaman uzun yollarda seyahat edip fark ettirmeden çevrenizde dolanıyorlar aslında. Üstlerinde arkadaşlarınızın isimleri bulunan bu araçlar, tam anlamıyla arkadaşlarınızı temsil ediyor. Neden mi? Şöyle ki Forza Motorsport 5’te de yer alan Drivatar sistemi, sizin oyundaki sürüş stilinizi sunucuya aktarıyor ve bunu diğer oyuncuların “kendi” oyunlarına rakip olarak aktarıyor. Aslında offline bir online tecrübesi gibi düşünülebilir bu durum. İşte yarışlarda ve yarış dışında şehirde karşımıza çıkan bu “hayalet” arkadaşlara yaklaşıp onlara meydan okumak mümkün.

Tekrar şampiyona sistemine dönmek gerekirse her şehirde farklı klasmanda araçların katılabildiği şampiyonalar bulunuyor ve bu şampiyonalar da en az üç etaptan oluşuyor. “Ne tip yarışlar var?” derseniz de A noktasından, B noktasına gitmeyi ve belli bir rotada birkaç tur atmayı sayabilirim temel olarak. Oyunun açık dünya temalı olmasından dolayı kimi yarış rotalarının yollarla sınırlı kalmadığını, yol dışına çıkıp üzüm bağlarını katledebildiğimizi de belirteyim. Bir de uçaklarla ya da trenle yarıştığımı tipte uçuk kapışmalar var ki bunlarda heyecan tavan yapabiliyor gerçekten.

Tekrar açık dünya temasına dönüyor, kafalar karışsın istiyorum. Şampiyonaları pas geçip neler yapabiliyoruz, ondan bahsedeyim biraz. Oyunda bir tecrübe puanı ve seviye atlama sistemi mevcut, aynı zamanda yarışlar sonrası kredi de kazanıyor ve bu kredilerle kendimize yeni araçlar alabiliyoruz. Seviye atladıkça bir çark çeviriyor ve ya kredi ya da araç kazanıyoruz. Tecrübe puanı kazanmanın bir diğer yolu da haritanın dört bir köşesine dağılan XP tabelalarını parçalamak ki bu tabelalar 1.000 ila 15.000 arası tecrübe puanı barındırıyor. Benzer şekilde “fast travel” için indirim elde edilebilen tabelalar da mevcut ama haritada gezmek o kadar keyifli ki bir kez olsun fast travel’a başvurmayabilirsiniz. (Ben başvurmadım vallahi.)

Şu ana kadar oyunun temel gidişatını, yani kendi kendinize neler yapabileceğinizi anlattım ama FH2’de bundan fazlası var. Artık hemen hemen her oyunda olduğu gibi, FH2’de de online multiplayer desteği mevcut ve bu da size farklı bir tecrübe sunuyor. Kendi oyununuza devam ederken menüden kolayca geçebileceğiniz online ortamda serbestçe dolaşmak (Online Free Roam) ya da yarışlara katılmak mümkün. Online moda geçiş yaptığınızda şehre belli sayıda oyuncu bağlanıyor, herkesin oyun içi saati ve trafik yoğunluğu eşitleniyor ve başlıyorsunuz takılmaya. Serbest dolaşımda haritadaki etkinlik noktalarına gidip yarışları başlatabiliyorsunuz ve diğer oyunculara bildirim gidiyor, isteyenler de etkinliğe katılabiliyorlar. Online Road Trip ise sizi bir dizi yarışın içine sokuyor ve lobiye bağlandıktan sonra bir oylama başlıyor, oylama sonucuna göre de yarışa geçiş yapıyorsunuz. Dört yarıştan oluşan bu süreçte her yarışın sonucuna ve toplam sonuca göre puanları cebe indiriyoruz.

FH2’nin bir de kulüp sistemi var. Belli bir seviyeye ulaştıktan sonra açılan bu kulüp sistemi, ilk başta size kulüp önerileri soruyor ve ben de önerilen sonrası “[.TR.]” adlı kulübe giriş yaptım, bu sayede de ne kadar çok sayıda Türk FH2 oyuncusu olduğunu gördüm. Kulüplerin kendi içinde bir sıralama sistemi mevcut ve haftalık puan temel alınarak yapılan sıralama sayesinde kendinize yeni hedefler belirleyebiliyorsunuz. Ayrıca oyun içindeki dinamik küçük hedefler de kulüp arkadaşlarınızla kıyaslamalar yaparak sizi motive ediyor.

Son olarak oyunda bir perk sistemi olduğundan da bahsetmek istiyorum. Her seviye atlayışımızda bir yetenek puanı kazanıyor ve bu puanı perk’ler için harcıyoruz. İlk başta “1” puanlık perk’ler açılabilirken, sonrasında daha fazla puan isteyen perk’lere ulaşabiliyoruz. Ne var ki bu perk’lerin oyun için pek bir anlam ifade ettiğini söylemek güç. Sırf bir yarıştan %10 ekstra kredi toplamak ya da online yarışlardaki oylamalarda oy avantajı sağlamak için bu sistemin takibini yapmak biraz zaman kaybı gibi geldi bana ve hatta kimi zaman puanları kullanmayı unuttuğum bile oldu.

FH2, TDU2’nin izinden giden, bayrağı başarıyla taşıyan ama pek tabii ki TDU2’deki bazı özelliklerden de yoksun bir oyun. Yine de yeni nesil konsollar için şu ana kadar piyasaya sürülen en iyi oyunla karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer bir Forza hayranıysanız ve Forza Motorsport’un pist tabanlı, simülasyon ağırlıklı yapısından sıkıldıysanız, sizi FH2’nin “arcade” tadındaki dünyasına alalım. Üstelik manzara da çok güzel ve yarışmak yerine doğayı izleyerek de ekran başında vakit geçirebilirsiniz. Hadi, öptüm.

9,0

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.