FIFA 15 (İnceleme)

Tim Howard ve tayfası

Tim Howard ve tayfası

Evet arkadaşlaaar. Şimdi siz sanıyorsunuz ki LEVEL ofisinde çalışmak çok eğlenceli, gün boyu oyunlar oynayıp eğleniyor, birbirimize Origin ya da Steam kodu atıp duruyor, yorulunca da oyun figürlerimizin yanına kıvrılıp yatıyoruz. Yok öyle bir şey! Tamam, çok oyun oynuyoruz belki ama evde, kendi kendimize oynuyoruz, ofiste de çalışıp dergi yapıyoruz. Tamam mı? Anlaşıldı mı? Aferin. Peki, bu kadar çalışırken hiç mola vermiyor muyuz? Çalışmaktan yorulunca ya da sıkılınca oyun oynamıyor muyuz? Tabii ki oynuyoruz ama öyle oturayım bilgisayarın ya da konsolun başına, açayım bir oyunun senaryo modunu, akıp gideyim yok. Bize molalarda çerez niyetine oynanabilecek, istediğimiz an başından kalkılabilecek bir oyun lazım ve haliyle bu tanıma en çok uyan da FIFA oluyor. Siz de biliyorsunuz ki FIFA, ofisimizin resmi oyuncuğu ve FIFA oynamadan ne hayat geçiyor, ne de dergi çıkıyor. Hal böyle olunca da ofiste yılın en çok beklenen anı, yeni FIFA’nın çıkışı oluyor ki FIFA 15 de çıktı, herkes yeni sezon için lisansını çıkardı, maçlar başladı, bana da oyunu inceleme görevi düştü ve görev bilinciyle attım kendimi yeşil çimlere…

Şimdi, açtık FIFA 15’i ama açmasak da olur, zaten biliyoruz; ligimiz FIFA serisine geri döndü! Çok sevinçliyiz, değil mi? Artık Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı ve daha nicesi tuttuğu takımı kontrol edebilecek, istediği gibi şekillendirebilecek ve o takıma destek verebilecek. Yıllardır hasret kalmıştık ligimize, her yıl “ha oldu, ha oluyor” derken hep hüsranla karşılaştık ama sonunda birileri anlaşmayı başardı ve ligimiz seriye geri döndü. Biz de bu heyecanla açtık oyunu, hemen başladık seçmeye Türk takımlarını. Fenerbahçe mi olmadık, Balıkesirspor’u mu denemedik, Karabükspor’u LEVEL Ligi şampiyonu mu yapmadık, hepsi oldu vallahi. Pek tabii ki takımlarımızın oyuna girişiyle birlikte takımları didik didik etmeye başladık, kadroların güncelliğini ve oyuncuların benzerliğini analiz ettik, kâh sevindik, kâh üzüldük. Neden mi? Oyunda tüm Süper Lig takımları var, bunda sorun yok; üstelik lisans anlaşması dâhilinde formalar ve sponsorlar da eksiksiz olarak oyundaki yerini almış durumda. Ne var ki ligimizin üst seviye bir lig olmaması, daha doğrusu bir sıralama yapmak gerekirse üst sıralarda yer almaması nedeniyle futbolcuların gerçek hallerine benzerliği konusunda sıkıntılar mevcut. Atletico Madrid’den hazır geldiği için bir Diego Ribas havasını atıyor örneğin ama oyuncuların neredeyse tamamına yakınında bu benzerlik bulunmuyor. Şikâyet ediyor muyum? Hayır, buna da şükür yani.

Geçtik mi Süper Lig’i? Aldık mı hevesimizi? O halde geçelim favori takımlarımızla oyunun altını üstüne getirmeye. Hemen yoklama yapıyorum. Ben halen Manchester City’deyim, yıllardır desteklediğim, ta Michel Vonk’tan, Uwe Rösler’den, Georgiou Kinkladze’den, Paul Dickov’dan beri sempati duyduğum takımı neden bırakayım? Emre’ye dönüyoruz, kendisi geçen yılın Chelsea mağduru, üstelik favori oyuncusu David Luiz’i kaybedince de sözleşmesini feshetti ve onu takiben Paris Saint-Germain ile sözleşme imzaladı. Gelelim Fırat’a, LEVEL Ligi’ni domine eden zat-ı muhtereme. O Bayern Münich’ten vazgeçmez, Gomez gittiğinde de vazgeçmedi, Mandzukic gidince de vazgeçmeyecek gibi görünüyor. Bakalım yılın ilerleyen dönemlerinde neler olacak…

Yeteri kadar laf kalabalığı yaptığımı düşünüyor ve derhal Kick Off’a basıp oynanışa dair detayları vermek üzere Etihad Stadyumu’na bağlanıyorum. Arkadaşlar, FIFA 15’i oynamaya başlar başlamaz şunu fark ettim ki oyuncuların top kontrolüne bir sınırlama getirilmiş. Şöyle ki eskiden topu sürüp ayağımızdan açtığımızda futbolcular top sürme rayından koşmaya devam ediyorlardı ve biz de topu rahatça takip edebiliyorduk. Aynı şey paslarda da geçerliydi ve özellikle yerden attığımız uzun paslarda topu alacak olan futbolcu, topun geleceği raya çabucak giriyordu. Bu yılsa yapımcılar topa daha çok odaklanmamızı istemiş olacaklar ki futbolcuları topa doğru yönlendirmezsek raydan çıkıyorlar ve bir anda şaşırıp kalıyoruz. Bu ince hamleyi sevdim çünkü oyuna bir doğallık katılmış, güzel olmuş, aferin.

Oyunumuzu kurduk, güzel güzel paslaşıyoruz, hücumda çoğalıyoruz ve artık şut atmamız lazım ama o da ne? Şut sistemine de ayar çekilmiş. Artık şutlar eskisine göre daha fazla yönlendirilebiliyor ve bu da iki sonuç doğuruyor; bir, yetenekli futbolcularla şutu istediğimiz noktaya yönlendirip bol bol gol bulabiliyoruz, iki, yeteneksiz futbolcularla topu taca gönderebiliyoruz. (Bu noktada Recep Çetin’e ve Sabri Sarıoğlu’na da sevgilerimizi gönderelim.) Yetenekli futbolcular, yetenekli FIFA oyuncularıyla buluşunca bu sistem çok güzel sonuçlar doğuruyor ama ya benim gibi altı pastan gol kaçırabilme yetisine sahip oyuncular? Çok çalışmamız lazım arkadaşlar, çok.

Diyelim ki ben hiç beceremedim ama siz şahane bir şut çıkardınız, top da kaleye yöneldi ama golün garantisi var mı? Yok; hele ki FIFA 15’te hiç yok. Sanırım bu yıl FIFA’da en çok geliştirilen şey kaleciler arkadaşlar. Yıllardır “kaleci animasyonları geliştirilmiş” diye tanıtımlar yapılıp durur ama bugüne kadar böylesi bir gelişme, böylesi bir sıçrama görmemiştim. Geride bıraktığımız Dünya Kupası’nda bir kalecinin neler yapabileceğini uç noktalara taşıyan Tim Howard’dan esinlenen yapımcılar, ilk olarak kendisiyle çalışmayı tercih etmişler ve ardından FIFA 15’teki efsane kaleciler ortaya çıkmış. Bu yıl gerçekten inanılmaz kalecilerle karşı karşıyayız, hatta karşı karşıyayken gol atmamız eskisine göre çok daha zor. Ha, siz çok klas adamsınızdır, atarsınız yine golünüzü ama kalecilerin -yapımcıların belirttiğine göre- 50’nin üzerinden yeni animasyona sahip olmaları, beklenmedik hamleler ve kurtarışlar yapmalarına imkân tanımış. Tam gol olacak diye sevinirken bir anda uçuveriyorlar, ağzınız açık bakakalıyorsunuz ekrana, o sırada da rakip toplu alıp gitmiş kalenize, siz hala uyuyun. Özetle şunu söyleyebilirim ki FIFA 15’in içine Tim Howard kaçmış, bilesiniz. Ha, kusursuzlar mı? Hayır; arada bir yeni animasyonların kurbanı olabiliyorlar.

Giriş, gelişme ve sonuç olarak anlattığım oynanışın genel hatlarına değineyim yavaştan. Öncelikle FIFA 15, önceki oyuna göre devrimsel bir yenilik içermiyor. Yeni animasyonları ve yeni çarpışma motoru rötuşlarını bir kenara bıraktığımızda hemen hemen her şey aynı ama pek tabii ki önceki oyuna göre düzeltmeler mevcut. Tuhaf olaylar olabildiğince azaltılmış ama yine ilginç görüntüler ortaya çıkabilir, oyunda bu potansiyel var. Öte yandan yapay zekâ konusunda ciddi şikâyetlerim olduğunu söylemem gerekiyor. Bence bundan sonra görsellik ve atmosfer üzerine yoğunlaşmak yerine tamamen yapay zekâya odaklı çalışabilirler çünkü hem takım arkadaşlarım, hem de rakip beni mutsuz ediyor, zaman zaman da çıldırtıyor. Önce takım arkadaşlarımdan başlayayım söze… Ben güzel güzel paslaşıyorum, onlar da güzel güzel kaçıyorlar sağa – sola, bu güzel ama topun sektiği, yükseldiği, boşa gittiği alanlara koşu yapmamaları beni delirtiyor. Diyelim güzel bir orta yaptınız, rakip topu savuşturdu ve o top ceza sahası dışında bir noktaya düşmek üzere ama tek bir Allah’ın kulu da “Top geliyor, alayım şunu ben.” demiyor, herkes çiçek gibi açılıyor ve top direkt rakipte kalıyor. Rakibin bizim sahamıza kadar diktiği toplarda benzer bir sorun yokken, rakip yarı sahanın ortasına doğru dikilen toplarda bahsettiğim sorunun yaşanması cidden sinir bozucu. Bir de rakibin yaptıklarından bahsedeyim. Arkadaş, ben bu oyunu Legendary’de oynayamayacak mıyım? Öylesine değişken bir performansı var ki Legendary’nin, ne yapacağımı bilemiyorum cidden. Kendi sahasında oyun kurarken ya da ben paralel paslar yaparken süt dökmüş kediye dönen yapay zekâ, hücum hattına geçtiğinde ve özellikle de ceza sahası çevresi ve içinde robotlaşıyor âdeta. Bu noktada takım arkadaşlarımın da bana pek yardımcı olduklarını söyleyemeyeceğim. Eğer benim gibi baskılı ve hamleli savunma yapan biriyseniz, hemen hemen her hücumda gol yeme ihtimaliniz var ki bunun örneklerini YouTube’a yüklediğim videolardan görebilirsiniz. Hayır, gerçeği söylemek gerekirse gayet de ortalamanın üzerinde bir oyuncuyum ve her ne kadar henüz Division 1 yüzü görememiş olsam da 20 – 25 yıllık bir futbol oyunları kariyerim var ama son birkaç yıldır olduğu gibi, bu yıl da FIFA’nın Legendary zorluk seviyesiyle baş etmekte zorlanıyorum. Hal böyle olunca bu yılı da Career modunu pas geçip tamamen online modlara ağırlık vererek geçireceğim sonucuna varabiliriz.

FIFA 15, geçen yılki geçiş döneminin ardından bu yıl oyuncu yeteneklerini ve fiziksel mücadeleyi bir adım öteye taşıyor. Öncelikle fiziksel mücadeleden bahsetmek gerekirse omuz omuza mücadeleler daha çetin geçiyor, güçlü olan futbolcunun gücü daha fazla hissediliyor ve savunmadayken topu kapmak, hücumdayken topu ayakta tutmak zorlaşmış durumda. Hele ki savunmada Kompany gibi izbandutlara sahipseniz, son adam olarak kaldığınızda hamle yapmak yerine rakibi takip etmek, temas başladığında da rakibin pozisyonunu bozmak çok daha doğru bir tercih oluyor. Tam bu noktada, rakibi çekiştirirken artık formaların esnediği notunu da düşeyim. Böylece hem hoş bir görüntü ortaya çıkıyor, hem de “Tutamamış ki, nasıl çekiyor!” tepkileri tarih oluyor.

Yetenek konusuna gelirsek yine yetenekli futbolcuların lehine bir gelişim söz konusu. Top kontrolü, topla ilk temas, zor durumda doğru pası verebilme gibi detaylarda Messi gibi yıldızları çok daha etkin kullanmak mümkün. Özellikle hızlı koşarken topu ayağa yakın tutmak, daha hızlı hamle yapabilmemizi ve topu ayaktan daha çabuk çıkarabilmemizi sağlıyor. Aynı şeyi Selçuk Şahin ya da Sabri Sarıoğlu ile yapmaya çalıştığımızdaysa fark çabucak fark ediliyor. Anlaşılan o ki pas odaklı oynayanlar hücum hattında çok daha tehlikeli olacaklar.

Açık konuşmak gerekirse Ultimate Team’i analiz etmek için üzerinde saatlerce çalışmak gerekiyor. Yıllardır pek fazla bulaşmadığım ve genelde giriş seviyesinde terk ettiğim Ultimate Team’e bu kez daha fazla ağırlık verdim ve hemen birkaç yenilik çarptı gözüme. Örneğin, “Loan Player” diye bir olay var ki bazı oyuncuları kadromuza kiralık olarak katabiliyoruz. Oyunun bu özelliği test ettirirken Neuer ve Messi gibi yıldızları servis etmesi de şahane oldu vallahi. Kiralık oyuncuların kartlarının sağ üstünde bir sayı mevcut ve bu, oyuncunun kaç maç boyunca sizde kalacağını belirtiyor. Ne yazık ki bu süreyi uzatma şansımız yok, yıldızlar bir anda uçup gidiyor elden, avuçtan.

Bir diğer ilginç yenilik de “Concept Squad” ismiyle karşımıza çıkıyor. Bu bölümde yapmak istediğiniz kadro hamlelerini önceden test edebiliyor, oyuncuları kadronuza eklediğinizde takım kimyasının ve gücünün ne olacağını hamle öncesi gözlemleyebiliyorsunuz.

Xbox konsollarına özel efsane oyuncular (Legends) içeriğineyse bu yıl Alan Shearer, Jay-Jay Okocha, Peter Schmeichel ve Roberto Carlos gibi isimler eklenmiş. Son olarak seride henüz yeni nesle geçiş yapmadıysanız, FIFA puanlarınızı ve diğer kazançlarınızı Xbox 360 ile Xbox One ya da PS3 ile PS4 arasında transfer edebileceğinizi not düşeyim. Ayrıca bir kereye mahsus olmak üzere FIFA 14’teki FIFA puanlarınızı da FIFA 15’e aktarabiliyorsunuz.

Gelelim FIFA 15’te bizi bekleyen diğer detaylara. Bu yıl sunum konusunda birçok yenilik var ve özellikle Premier Lig’in lisans kapsamının genişletilmesiyle İngiltere’de oynamayı tercih edenlerin gözleri bayram ediyor. Maç yayınlarında kullanılan arayüzün oyuna taşınması bir yana, tüm takımlarının stadyumlarının oyuna aktarılması ve her stadyumun kendine has atmosfere sahip olması müthiş bir bütünlük sağlıyor. Biraz daha detaya indiğimizdeyse köşe bayraklarının etkileşimli olması, reklam tabelalarının animasyonlara ev sahipliği yapması, top toplayıcı çocukların ve kameramanların hareketlenmesi ve daha da önemlisi, dakikalar ilerledikçe zeminin yıpranması, her yerde ayak ve kayma izlerinin çıkması görsel anlamda atmosfere ufak ufak katkı sağlıyor.
Yapımcıların ön plana çıkardığı başlıca konulardan biri de oyuncuların duygusal tepkileri. Artık pozisyonlar sonrası futbolcular duygularını daha net ve sık bir biçimde dışa vuruyorlar. Örneğin bir pozisyona girdiniz ve pas vermek yerine şut çekip golü bulamadınız. Bu durumda takım arkadaşlarınızdan hemen tepki alıyorsunuz. Bir başka örnekte faul sonrası faule maruz kalan futbolcunun takım arkadaşları hem rakibe, hem de hakeme tepki gösteriyorlar ve zaman zaman da itiş kakışlar yaşanıyor sahada. Bu konu için 600’ün üzerinden animasyon hazırlandığı söyleniyor ama topun durduğu anları çabucak geçen bizler bu animasyonların ne kadarını görebiliriz, bilemiyorum. Bu arada duygusal tepkilerin oynanışa ve futbolcuların performansına herhangi bir etkisi olmadığını da not düşeyim.

Gelelim sadede… FIFA 15, yine piyasadaki en iyi futbol oyunu olma unvanını koruyor ama bunu yaparken radikal yenilikler içermiyor. Hem yapımcıların oyun öncesi sıraladığı, hem de benim anlattığım konuları bir süzgeçten geçirdiğimizde en radikal hamle kaleciler konusunda yapılmış aslında. Belki de oyunun geldiği seviye bunu mümkün kılmıyor olabilir ki bu değerlendirmeyi de siz futbolseverlere bırakıyor, ben Ultimate Team’i öğrenme sürecime geri dönüyorum.

8,5

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.