Hater olmak nasıl bir şey?

Phil FishGerçekten hiçbir fikrim yok arkadaşlar. Bir insan bir şeyden neden nefret eder, bunu neden dile getirmek için kendini yırtar, hiçbir fikrim yok. Dünya bu tip insanlarla dolu ve her konuda olduğu gibi, oyunlar konusunda da yüzlerce, binlerce, belki de milyonlarca hater “canlı” var. Fanboy olmaktan daha saçma bulduğum bu konu, geçtiğimiz ay içinde bana iyice batmaya başladı. Bunun nedeniyse Phil Fish…

Fez’i herkes biliyor, değil mi? Bana göre bağımsız oyun yapımcıları tarafından geliştirilen en iyi üç oyundan biridir Fez. Öylesine detaylı işlenmiş bir yapısı ve zenginleştirilmiş içeriği var ki oyundaki her şeyi anlamak, çözmek için saatler, günler harcamak, ciddi anlamda kafa patlatmak gerekiyor. Oyunu çıktığı ilk platform olan Xbox 360’ta oynamıştım zaten ve sonrasında oyun birçok platforma taşındı, son olarak da geçen ay PS Plus üyelerine ücretsiz olarak sunuldu. Kız arkadaşım da oyunu Xbox 360’ta bitirmişti ancak oyundaki her şeyi çözmediği, tamamlamadığı için buruk bir sevinç yaşamıştı. Geçen ay tam da PS Plus’ın sunduğu ücretsiz oyunlarını indiriyordum ki Fez’i görüverdi ve oyunu bir kez daha oynamak istedi, sonraki iki gün boyunca da konsolun başından kalkmadı. Bu kez hedefi, oyundaki her şeyi görmek ve tamamlamak idi, bunu da yaptı. Öyle ki oyunda toplanan küplerden biri, günün belli bir saati ortaya çıkıyordu ve saat kurup o anı beklemeye bile başladık.

Neyse, oyun böyle bağımlılık yapan bir yapım ama konumuza dönelim. Takip edenlerin bildiği üzere Haziran 2013’te Fez II duyurulmuştu ancak GameTrailers çatısı altındaki Marcus Beer’ın, kendisi ve Braid’in yapımcısı Jonathan Blow hakkındaki demecinden sonra tepesi atan ve sert bir karşılık veren Phil Fish, hemen ardından oyunu iptal ettiğini duyurup oyun yapımcılığını da bıraktığını açıklamıştı. Tamam, çok normal bir insan değil ama tepkisini de anlayışla karşılamıştım. Bu olay öncesinde de iğneleyici ve tuhaf demeçleri olmuştu ama bunların hiçbiri, Phil Fish’ten nefret edilmesini gerektirmiyordu bence. Hele hele kendine “oyun yapımcısı” diyen ama sadece “klon” yapabilen oyun yapımcılarının Phil Fish’e saydırmasını kabul edemiyordum, hala da edemiyorum. (Ülkemizde de bu konumdaki oyun yapımcıları mevcut ve henüz ortaya bir oyun dâhi koyamamış olanlar var.)

Gelelim olayın Ağustos ayında geldiği son noktaya. Bir başka bağımsız oyun yapımcısı olan Zoe Quinn’in adı “skandal” olarak nitelendirilen bir olaya karıştı ve bu olay sonrası ciddi tepkiler aldı. Phil Fish ise ona destek vermek için sesini yükseltti ve olanlar oldu. Hacker’lar, Fez’in yapımcısı Polytron’un internet sitesini hack’leyip firmaya ve Phil Fish’e ait tüm bilgileri (Hesaplar, şifreler, mali kayıtlar, sosyal güvenlik bilgileri ve fazlası.) ortaya döktüler. Ciddi anlamda suç teşkil eden bu eylem sonrası siniri iyice bozulan Phil Fish, bu durumun kabul edilemez olduğunu söyleyip sektörden tamamen çekildiğini, Polytron’u ve Fez markasını satışa çıkardığını açıkladı, üstüne de Twitter hesabını kapattı.

Tüm bu olaylarda Phil Fish’in tavırları ve söylemleri kusursuz değil, kabul ediyorum ama beni üzen asıl şey, olayın tamamına baktığımızda Fez gibi bir şahesere imza atmış bir oyun yapımcısının sektörden uzaklaşması oldu. Böyle bir değerin yok olup gitmesi çok büyük bir kayıp ve beni ciddi anlamda üzüyor. Ben de bu vesileyle süreçte parmağı olan herkese sevgilerimi gönderiyor, “Phil Fish para kazanmasın diye Fez’i almıyorum.” mantığına sarılan minimal dimağları da sevgiyle kucaklıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.