Magicite (İnceleme)

Yine mi öldüm ya!

Yine mi öldüm ya!

Şöyle bir bakalım… Minecraft incelemesini ben yazmıştım, çok iyi hatırlıyorum; hatta öyle ki incelemeyi başkasına, sanırım Ayça’ya vermiştim ama zamanı olmadığı için yazamamıştı, sonrasında zaten oynamış olduğum oyunu ben yazmak durumunda kalmıştım. Fena mı oldu? Hayır. Minecraft’ın ilk dönemine tanık olup oyuna güzel de bir puan vermiştim. Bir sayfalık incelemenin Minecraft gibi bir oyun için yeterli olmadığını biliyordum ama öyle gerekmişti. Bugün bir Minecraft incelemesi yazmak istesem sayfalar yetmez, hatta anlatılması gereken her şeyi anlatabileceğimi bile sanmıyorum. Zaten ipin ucunu bir kez kaçırdıktan sonra Minecraft’ın zengin ve uçsuz bucaksız dünyasını yakalamak pek mümkün olmuyor. Şimdi bakıyorum da o kadar çok harita ve mod var ki nereden başlasam, nereden devam etsem, bilemiyorum. En sonra “Minecraft öğreniyorum” adlı bir video serisi çekmek istediğimde, oyunu takip edenlerden pek bir laf yemiştim; üstelik başlıktaki “öğreniyorum” kelimesine rağmen.

Yıllar ilerledikçe Minecraft’a benzer birçok oyun çıktı, hatta Xbox 360’taki bağımsız oyunlar sekmesinde sayısız kopyası çıktı oyunun. Birçoğu popüler oldu, Minecraft’ın konsol sürümü gelene kadar da iyi ekmek yedi. Çıkan bazı oyunlarsa bir Minecraft taklidi olmaktan öteye geçti, farklılık yarattı, bileğinin hakkıyla popüler oldu. Akla ilk olarak hangi oyun geliyor? Tabii ki Terraria. Satın alıp hiç oynamadığım için oyun hakkında pek yorum yapamam ama birçok videosunu izledim. Öte yandan Minecraft’ı FPS türüyle buluşturan oyunlar da çıktı, birçoğu kısa sürede unutulup gitti. Bu uzun giriş cümlelerimin ardından konuyu elimdeki, incelemesini yazdığım oyuna getirdiğimdeyse ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Peki, mutluluğumun kaynağı ne dersiniz? Sıralıyorum.

Öncelikle konuya Magicite’ın görselliğinden bahsederek girmek istiyorum. Oyun iki boyutlu ve pikselli grafiklere sahip, haliyle ilk bakışta Terraria’yı ve hatta Spelunky’yi de anımsatıyor. Ne var ki renk paleti oldukça parlak, ışıltılı şekilde hazırlanmış ve bu sayede görüntüde ciddi bir hareketlilik var. Ben rahatsız olmadım, pek bir sevdim ama bazı oyuncuları rahatsız edebilir bu yapı, belirtmek isterim.

İkinci konuysa oyunun “crafting” sistemi. Magicite, Minecraft’a ve takip ettiğim kadarıyla Terraria’ya göre oldukça sadece bir sisteme sahip. Öylesine bir sadelik ki bu, herhangi bir şey oluşturmak için sadece iki öğe kullanmak gerekiyor. Minecraft’ta 3×3 sisteminde dokuz öğe kullanılabildiğini göz önünde bulundurunca biraz yadırgayabilirsiniz ama bu sayede bir şeyler oluşturmak çok daha kolay hale gelmiş. Örnekler vererek açıklayayım.

Benzer türdeki her oyunda olduğu gibi, Magicite’ta da ilk olarak odun ve et toplayarak başlıyoruz maceraya. Oyunda seçebildiğimiz ilk karakterlerin sadece baltası bulunuyor ve ağaçlara da, hayvanlara da bu baltayla dalıyoruz. Ağaç keserek odun (Wood) ve çubuk (Stick) topluyor, sonrasında bu ikisini farklı şekillerde birleştirerek farklı eşyalar elde ediyoruz. Mesela iki odun, bir kalas (Wooden Plank) ediyor, iki kalas, bir tahta bıçak (Wooden Blade) ediyor, iki çubuk, bir balta sapı (Axe Handle) ediyor, son noktada tahta bıçak ile balta sapını birleştirip balta (Wooden Axe) elde ediyorsunuz. Adım sayısı fazla gelebilir ama bu işlemler sadece birkaç saniyenizi alıyor.

Oyunda “R” tuşuna basarak envanteri görüntüleyebiliyorsunuz ve envanterde 15 alan bulunuyor. Topladığınız her şey bu alanlara yerleşiyor ve diyelim ki bir sürü odununuz var; sol tıkla odunları alıp sağ tıkla iki boş alana birer odun koyunca ve ardından “Shift” tuşuna basılı tutarak sırayla iki oduna tıkladığınızda işlem tamamlanıyor. Yazılı olarak anlatınca hala karmaşık gelebilir söylediklerim ama cidden çok kolay, inanın bana.

Öte yandan envanterin 15 alanlık kapasitesi, bol bol kaynak toplamayı zorlaştırabiliyor. Aynı kaynaklar bir alanda toplanabiliyor ama oyunda ilerledikçe ve çeşit arttıkça bazı şeyleri geride bırakmak gerekebiliyor. Bu nedenle olabildiğince eşya üretin ve saf kaynaklarla boş yere alanları meşgul etmeyin. Ha, bazı şeyleri ilk halleriyle tutmak, saklamak gerekiyor ki artık ince hesapları size bırakıyorum.

Paldır küldür giriştim crafting’e ama oyunun genelinde neler olup bitiyor, onu söylemedim. Oyuna girerken kendimize mevcut ırklardan bir karakter, ardından karakterimize farklı özellikler kazandıran bir şapka ve bir de refakatçi seçiyoruz. Tabii ki oyunun başında her şey kapalı, tek bir karakter ve iki tane saç modeli açık. Seçimleri yaptıktan sonra 18 puanlık havuzdan HP, Attack, Dexterity ve Magic dağıtım yapılıyor ama bu tamamen rastgele gerçekleşiyor; yani siz her “Stats” butonuna tıkladığınızda sayılar rastgele şekilde dağılıyor ve dağılımı beğendiğiniz anda oyuna geçiş yapabiliyorsunuz. Butona basarken karakter için iki farklı Trait de beliriyor ve bu da yine rastgele çıkıyor.

Oyuna ormanlık bir arazide başladıktan sonra az önce anlattığım basit crafting işlemlerini yapa yapa ilerlemeye başlıyoruz. İlk aşamada oldukça basit yaratıklarla kapışıyor ve biraz dikkatli olursak bölümün sonunu getiriyoruz. Her bölüm sonunda kasabaya uğruyor ve burada kendimiz yapamayacağımız crafting işlemlerini NPC’lere yaptırabiliyoruz. Ayrıca kullanmayacağımız şeyleri altın karşılığında satmak da mümkün. Kasaba çıkışıysa bir sonraki bölümü işaret ediyor ve tek kişilik mod böyle sürüp gidiyor. Bu arada oyuna standart, ormanlık araziden başlıyoruz ama bölüm sonlarında beliren farklı renkteki kapılar, oyunun gidişatında bizi farklı temalardaki bölümlere (biome) sürükleyebiliyor ki kimi bölgelerde hayatta kalmak pek mümkün olmuyor.

Gelelim Magicite’ın en önemli detayına, yani ölüm anına. Bu oyunda ölmek, oyunun sonu anlamına geliyor. Ölünce o ana kadar yaptığınız şeyler paralelinde bir puan alıyor ve oyuna baştan başlıyorsunuz. Zaten amaç da ölmeden oyunun sonunu getirmek ve haliyle gayet normal bir detay bu… Öte yandan oyunun multiplayer modunda ölümden dönmek mümkün çünkü aynı partide olduğunuz bir oyuncu hayattaysa ölünce yeniden doğabiliyorsunuz. Bunun için hayattaki bir parti arkadaşınızın gelip sizi kaldırması gerekiyor. Ha, gelip kaldırmıyorsa arkadaşlığınızı bir gözden geçirin derim.

Magicite tamamlanmış bir oyun, yani her şey yerli yerinde ama oyunun yapımcısının durmak gibi bir niyeti yok. Öyle ki oyuna eklenecek yeni içerikler için bir liste mevcut. İlerleyen zaman içinde oyuna yeni biome’lar, yeni sınıflar, yeni refakatçiler, yeni eşyalar, yeni kıyafetler ve tabii ki yeni düşmanlar eklenecek, bu sayede içerik daha zengin hale gelecek ki buna cidden ihtiyaç var. Oyunun mevcut haline bakıldığında rakiplerine göre içerik açısından daha zayıf kaldığını söylemem gerekiyor. Çok kısa sürede oyundaki tüm bileşenleri keşfedip elde edebiliyorsunuz ve bir noktadan sonra oyunu bitirmekten başka bir amacınız kalmıyor. Bu yüzdendir ki şimdiden bir sürü “speedrun” videosu düştü YouTube’a. Yine de gayet başarılı bir oyun Magicite ve içerik eklendikçe daha uzun süre başında tutacaktır oyuncuları.

8,0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.