Trials Fusion (İnceleme)

Uçmak kolay da inmek zor

Uçmak kolay da inmek zor

İnsanı delirten oyunlar vardır ya, Trials serisi de tam olarak bu oyunlara yenilerini ekleyen bir seri olarak yer alıyor oyun dünyasında. İlk olarak serinin hangi oyununu oynadım, hatırlamıyorum ama tek yapmak istediğim, başarılı fizik motoru eşliğinde bölümleri bitirmekti. Ne kadar masum başlamıştı her şey, ne kadar sakin ilerliyordu bölümler. Hangi platformda başladığımı hazırlamıyorum ama en son Xbox 360’taki Trials Evolution’da tavan yapmıştı o çıldırma hissi. Seriyi oynadıkça fark etmiştim ki bölümleri bitirmek değildi olay, kendi başına altın madalyaları toplamak da değildi, dünya sıralamasında az da olsa yükselmekti ama ne mümkün!

Geçmişi geride bırak…

Aynen dediğim gibi, geçmişi geride bırakıp yeni oyuna, Trials Fusion’a geçiş yapma vakti geldi. Üstelik bu söylem, oyunun temasına ve bölüm tasarımlarına da pek bir uyuyor. Şöyle ki Trials Fusion’da yer alan bölümler, oyuncuyu geleceğe götürüyor ve zaten oyunun açılışı da “welcome to the future” sözleri girişli bir şarkıyla yapılıyor.  Bu şarkıyı defalarca duyacaksınız, şarkı aklınıza öyle bir kazınacak ki evde dolanırken, yolda yürürken sürekli bu girişi mırıldanacaksınız. (Belki de tuhaflık bendedir.) Neyse, şarkıyı geçtik, hemen Ride’a bastık ve ilk bölümden başladık mücadelelere. Alışıldığı üzere, ilk bölümde en temel kontrolleri öğretiyor oyun, sonrasında bizi serbest bırakıyor. Bizse seriyi takip eden bünyeler olarak anlatılandan fazlasını yapıp altın madalyaları topluyoruz teker teker. Ha, bir de temel kontrollerin dışında oyuna renk ve çeşitlilik katan FMX olayı var ki bu da gökyüzünde süzülürken artistik hareketler yapmamıza olanak tanıyor. (Aman yere inişlere dikkat!)

Oyundaki bölümler, farklı event’ler altındaki farklı track’ler (parkur) olarak sıralanıyor ve her parkurda bronz, gümüş ya da altın madalya alarak seviye atlamaya çalışıyoruz. Seviye atladıkça yeni event’ler açıldığı gibi, dilediğimiz gibi özelleştirebildiğimiz motosikletlerimiz ve sürücümüz için de yeni seçenekler aktif hale geliyor. Bu düzenlemeleri yapmak içinse oyunun Garage kısmına giriyoruz ve karşımıza oldukça tuhaf alternatifler çıkabiliyor, bunları da yine oyunu oynadıkça kazandığımız paralarla alıyoruz.

Trials Fusion’ın seviye atlama sistemi çok hızlı ilerliyor ve kendinizi acayip başarılı olmuş gibi hissediyorsunuz. Zaten altın madalyaları toplamakta problem yok, takılmadan parkuru tamamlayın, yeter. Olayı daha ileri seviyeye taşımak için her parkurdaki üçer challenge’ı tamamlamak gerekiyor ki bu noktada yavaş yavaş delirmeye başlıyor insan. Takla atmak falan neyse de istenen bazı şeyleri yaparken bir de tüm parkuru hatasız tamamlamak… Oyunun bir bölümünde defalarca anons edilmesi nedeniyle delirmeme sebep olan “Retry button is a Rider’s best friend” söylemi, Trials Fusion’da en çok yapılacak şeyi işaret ediyor aslında.

Seriye bir önceki oyunda tavan yaptıran olay neydi, hatırlıyor musunuz? Söyleyeyim; oyuncuların kendi parkurlarını tasarlayıp bu parkurları diğer oyuncularla paylaşabilmeleri. Tabii ki bu yapı Trials Fusion’da da mevcut ve Create’e basıp dilediğimizce parkurlar hazırlayabiliyoruz. (Bugüne kadar bu havuza en ufak bir katkım olmadığını itiraf edeyim.) Yalnız oyunun çıkışı üzerinden sayılı günler geçmiş olmasına rağmen öylesine muhteşem parkurlar hazırlanmıştı ki ilerleyen haftalarda ve aylarda nelerle karşı karşıya kalacağımızı cidden kestiremiyorum.

Oyunun kendi seviye atlama barına sahip multiplayer modu da var tabii ki ve dört kişiye kadar destek veren bu modda hem yerel, hem de online seçenekleri mevcut. Parkurlardan bir liste yapıp sırasıyla yarışmak ve toplanan puanlara göre sıralanmak şeklinde ilerliyor süreç. Tek başınıza lider tablolarındaki çaresizliğinize sinir olacağınıza arkadaşlarınızı alt edin, en azından biraz daha mutlu olursunuz. Diyeceklerim de bu kadar, dağılın!

9,0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.