Boşa geçen günlerZ

DayZŞu sıralar birçok oyuna bulaştım, hiçbirinde de kolay kolay ilerleme kaydedemiyorum çünkü hem dikkatim dağılıyor, hem de zamanım yetmiyor. Bir tarafta dergi, bir tarafta YouTube kanalı, diğer tarafta oynanmayı bekleyen sayısız oyun. Bitmiş, çıkmış oyunlara bulaşıp hepsini yarıda, hatta hemen başında bıraktığım yetmezmiş gibi, bir de bitmemiş oyunlara sarmaya başladım. Steam hesabım, “Earyl Access” aşamasındaki oyunlarla dolup taştı ama haftalardır sadece bir tanesine zaman ayırabiliyorum. Hangi oyun olduğunu tahmin ettiniz sanırım. Edemeyenler bir başlığa baksınlar… Evet, şimdi bildiniz mi? Yok. O halde okumayı bırakın ve sayfayı çevirin. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Real World Racing (İnceleme)

Real World Racing

Real World Racing

Yıllardır ortalık Forza Motorsport ve Gran Turismo ile yıkılıyor, PC sahipleriyse tartışmaya ancak Need for Speed ile dâhil olabiliyorlar. Bir tarafta simülasyon türündeki yarış oyunları, diğer tarafta eğlencelik yapımlar. Arada farklı alternatiflere de yönelenler oluyor tabii ki ama ben size çok daha farklı bir yarış oyununu sunmak istiyorum. Yarış oyunları yelpazenizi genişletmek ve farklı bir şeyler denemek istiyorsanız, Real World Racing size bu farklılığı sunmak için hazır bekliyor. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Max: The Curse of Brotherhood (İnceleme)

"Kardeşimi rahat bırakın!"

“Kardeşimi rahat bırakın!”

Max, güzel bir muhitte oturan bir ailenin tek çocuğudur ve mutlu mesut yaşamaktadır. Her şeyi vardır; kocaman bir odası, oyuncakları, üstüne titreyen ebeveynleri. Ama bir gün beklenmediği bir şey haber alır, “ailenin tek çocuğu” sıfatı ve avantajları yok olacaktır. Küçük kardeş yoldadır ve onun her şeye ortak olması için zaman daralmaktadır. En sonunda beklenen olur, küçük kardeş eve gelir ve ailenin yeni gözbebeği Felix olur. Yetmezmiş gibi, Felix büyümeye başladıkça ayaklanır ve Max’in odasını, oyuncaklarını ve her şeyini paylaşmaya başlar. Üstelik Felix bütün gün evde otururken, Max her gün okula gidip gelmek zorundadır. Yine böyle bir günde, Max mırıldana mırıldana eve gelir, kapıyı açar ve içeri adım attığı ilk andan itibaren kardeşinin yaramazlıklarıyla burun buruna kalır. Artık dayanacak gücü kalmayan Max hemen “Giggle”da kardeşini ortadan kaldıracak bir “beddua” aratır, bulur ve okumaya başlar, bir anda odada bir ışık belirir, duvardan bir yaratık çıkar ve Felix’i alıp götürür. Max’in o ana kadarki tüm hisleri, o güne kadar fark etmediği “kardeş sevgisi” ile gölgelenir ve oyun başlar. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone