FIFA 14 (İnceleme)

FIFA 14Yavaş yavaş Kasım 2013’e, yani sekizinci nesil konsolların evlerimizi işgal etmeye başlayacağı tarihe yaklaşıyoruz. Öyle bir süreç ki bu, bazı oyunları ikişer defa almamız gerekecek ve öyle oyunlar var ki bu süreçte, onları ikişer defa almaktan bir an olsun çekinmeyeceğiz. İşte o oyunlar biri de FIFA 14. Üstelik bırakın oyunu iki kez satın almayı, sırf dört – beş gün daha erken oynayabilmek için Early Access ücretini dahi ödemeyi göze alabiliyor insan ve bu ödemeyle başlayan süreçte kendini yeşil sahalara atıyor bir yıllık yeni kontratıyla…

FIFA 14’e kavuşur kavuşmaz, oyunu açar açmaz fark edeceğiniz ilk şey, Xbox 360’ın arayüzünü anımsatan yeni menü yapısı olacak. Eski, yılların alttan kayan bar şeklindeki menüsü gitmiş, yerine sekmeli ve kutu kutu tasarımlı bir menü gelmiş. Açıkçası bu tip bir yenilik bile insanın içini açıyor, farklı bir hava veriyor oyuna. Üstelik bu kutulu tasarımda ana ve en popüler başlıklar kocaman, daha az popüler başlıklar ufacık boyutlandırılmış. Aslında bu bir yönlendirme de olmuş, özellikle oyun modları konusunda ama modlardan önce direkt olarak oyunun içine, oynanışa dair notlar düşmek lazım.

FIFA 14’ün oynanışa dair yeniliklerini daha önce sıralamıştık ve siz de defalarca okumuşsunuzdur maddeleri. Bahsi geçen konuları okumak, çok da net fikirler yaratmıyordu insanın kafasında ama oyunu bire bir test edince her şey çok daha açık bir şekilde gözler önüne seriliyor. Açıkçası bu listenin benim adıma en çabuk fark edilen maddeleri, şutlar için sıralanan Pure Shot ve Real Ball Physics oldu. Önceki oyunlarda uzaktan şut atmaktan kaçınırdık genelde, daha doğrusu ben hep kaçınırdım da Emre bol bol şut atardı, hele ki kontrolünde Lampard varsa ama ne olurdu? Top yükselişe geçerdi, bir türlü de hızını kaybetmezdi, sürekli yükselerek gözden kaybolurdu. Hal böyle olunca da uzaktan şut atmanın işlevi kalmıyordu pek. Şimdiyse özellikle Real Ball Physics’in devreye girmesi, uzaktan şutları çok daha tehlikeli bir noktaya getirmiş. Bir kere top artık inişe geçiyor ve topun kaleye gitme ihtimali artıyor haliyle. Tam bu noktada “E o zaman ha bire şut çekerim ve gol atarım.” diyebilirsiniz ama inişe geçen ya da kaleye giden her top gol olacak diye bir şey de yok. Hücum edenin lehine yapılan bu değişiklik, şuta yön vermenin daha hassas hale getirilmesi sayesinde bir miktar zorlaşıyor. Çok iyi bir şut çıkarıyorsunuz, topun şiddeti ve yüksekliği mükemmel olabiliyor ama bir bakmışsınız, yandan aut. Buradaki hassasiyet, maç öncesi şut antrenmanı ekranındaki kadar abartılı olmamış ama yine de şutlara daha hâkim olduğunu hissediyor insan. Öte yandan sürecin ikinci kalemi olan Pure Shot, şutu atan oyuncunun vücut dengesini ve hareketlerini şutla daha bir bütün haline getiriyor, olayın içine bir de futbolcunun ivmesini katıyor. Sonuçta Pure Shot & Real Ball Physics birleşimiyle mükemmel goller ortaya çıkıyor. Ha, eller alıştıkça bu sisteme, “Uzaktan amma gol oluyor be!” şikâyetlerini duymamız da muhtemel sanki çünkü herkes büyük takımları, yetenekli ayakları kontrol ediyor, eh, bu oyuncuların da şut isabet oranları bir hayli yüksek, haliyle bu süreç kaçınılmaz bir şekilde ilerleyecek. Neyse ki oyuna anında müdahale kabiliyeti olan EA Canada, gerekli gördüğü takdirde ufak bir düzenleme yapacaktır.

Sahadaki romantizm

FIFA 12 ve FIFA 13 oynarken bizi en çok eğlendiren konu, futbolcuların birbirleriyle temasları sonrası ortaya çıkan sahneler oldu hep. Şikâyetçi miydik? Hayır. Neden? Çünkü bu tip durumların oynanışa etkisi %5 oranındaydı belki de; genelde oyunun durmasına neden olan pozisyonlar sonrası yaşanıyordu bu tuhaflıklar, kimi zaman “romantik” anlar. FIFA 14’te de değişen bir şey yok ve gerçekçi fizik modellemesi, gerçekçi çarpışma sahneleri sık sık ekrana geliyor ve bazen de bahsettiğim örnekler ortaya çıkabiliyor ama dediğim gibi, oynanışa etki halen %5 oranında bana sorarsanız. Öte yandan FIFA 14’te fiziksel mücadelenin daha da arttığını ve oynanışa daha fazla etki ettiğini söyleyebilirim. Boştaki bir topa koşan iki futbolcunun omuz omuza mücadelesi, bu mücadeleyi veren oyuncuya, yani bu noktada bana büyük haz verdi. Formayı “tadında” çekince, rakibi “tadında” itince faul de olmuyor ve gerçek bir top kapma mücadelesi yaşanıyor. Ne var ki olayı abartınca artık daha kolay faul çalınıyor, hatta kart da daha çabuk çıkıyor. (Ya da ben hep sert hakemlere denk geldim, bilemiyorum.)

Hücum futbolu!

Dikkatimi çeken ilk şeyin şutlar olduğunu söylemiştim ya, aslında aynı oranda dikkat çeken bir konu daha var ve o da ara paslar. Yapay zekâ kontrolündeki takım arkadaşlarımızın artık çok daha akıllıca koşular yapıyor olmaları, pas kanallarını genişletiyor ve bu sayede ara paslar çok daha tehlikeli oluyor. Açıkçası oyunun demosunda bu konu biraz gevşek bırakılmıştı sanki ve her hücumda efsane ara paslar atıyorduk ama anladık ki bu durum, yapımcıların konuya dikkat çekmesi amacıylaymış sanki. Oyunun tam sürümünde savunmalar biraz daha uyanık ve ara paslara daha fazla tepki veriyorlar. Ne var ki hala ara paslar önceki oyunlara göre çok daha tehlikeli. Havadan ara paslardaysa durum geçen yıldan pek farklı değil. Hala topu bekleyen oyuncunun ne yapacağını bilememesi, hız kesmesi ve topu önüne alırken -yepyeni animasyonlara kavuşmasına rağmen- aksaması, hücumu yavaşlatabiliyor ve çok net bir gol pozisyonu yakalayacakken savunmaya yakalanmamıza neden olabiliyor.

Biraz da işin hücum öncesi kısmına yönelik yeniliklerden bahsedeyim ve ilk olarak FIFA 13’te ortadan kalkan “top koruma “ sisteminin geri geldiğini müjdeleyeyim. Evet, Servet Çetin ile akıllara kazınan o vücudu araya koyma, rakibi topa yaklaştırmama mevzusu FIFA 14’te geri döndü. Artık ne yapacağımızı bilmediğimiz ya da arkadaşlarımızın desteğe gelmesini beklediğimiz anlarda topa basıp sırtımızı rakibe dönebiliyoruz. Tabii ki bu kesin bir koruma sağlamıyor ama oyuncuya biraz olsun zaman kazandırıyor. Zaten bir – iki saniyelik beklemenin ardından hala ne yapacağımıza karar vermemişsek topu kaybetmeyi de hak etmişiz demektir. Bu geri dönen özelliğin oynanışa en büyük etkisiyse olayın L2/LT tuşuna atanmış olması. Bilindiği üzere L2/LT, hücumda sağ analog kolla özel hareketleri yapmayı sağlıyordu ama artık böyle bir durum yok ve özel hareketleri yapmak için tek başına sağ analog kolu kullanmak yeterli oluyor. E, tek başına kullanımda da topu çekmeye yarıyordu kol? İşte bu zincirleme reaksiyon sonucu top çekme olayı daha az kullanabilir hale gelmiş çünkü artık sadece hızlı koşarken işe yarıyor sağ analog kol, öyle sabit dururken bir anda topu sağa sola çekme devri kapanmış. Bunu çok yapan biri olarak mevcut duruma alışmam zor olacak…

Ultimate Team

Gelelim saha dışına, yani modlara. Bildiğiniz üzere, FIFA 13’ün en çok oynanan modu Ultimate Team’di. Küçüklükten beri futbolcu kartları toplayan nesiller, Ultimate Team ile olayı daha ileri bir noktaya taşıma fırsatı buluyordu bu sayede. Durumun farkında olan yapımcılar da Ultimate Team’de bazı geliştirmeler yapmaktan geri kalmamışlar. İlk olarak takım kimyası konusu daha derinleştirilmiş ve Chemistry Style ile her bir futbolcuya ayrı bir yapı kazandırılması sağlanmış. Bunun için kart alım satımına ve kartların oyunculara uygulanmasına daha fazla önem verilmesi gerekiyor tabii ki. Stiller doğru oyunculara uygulandığı zaman, takım olarak çıtayı daha yukarı çekebiliyorsunuz. Kimyayı kâğıt üstünde çözdükten sonra pratikte neler olacağını görmek ister insan ama bunu resmi bir maçta denemek riskli olabilir, değil mi? Yapımcılar da öyle düşünmüşler ve Online Single Match eklemişler seçenekler arasına. Sezondan bağımsız olarak, bir test maçı imkânı olarak düşünebilirsiniz bunu. Son olarak takım kurma konusunda da bazı ufak detayları kontrol etme şansımız var artık; forma numaralarını ve duran topları kimin kullanacağını belirlemek gibi. Kullanım açısından dikkat çeken bir konuysa arayüzün değişmiş olması ve oyuncu arama sisteminin çok daha kolay hale getirilmesi.

Ultimate Team’in bu yıl çok önemli misafirleri de var. Oyunun Xbox 360 ve Xbox One versiyonlarına özel olarak hazırlanan içerik, Ultimate Team’de efsanevi futbolcuları kontrol edebilme imkânı veriyor. Dennis Bergkamp’tan, Ruud Gullit’e, George Weah’tan, Gheorghe Hagi’ye kadar uzanan bir yelpaze var ve bu yıldızlar Gold Pack’lerin içinden rastgele olarak çıkacak şekilde oyuna dâhil edilmişler.

Her yıl başlayıp bir türlü devam edemediğim Career modunda da bazı yenilikler mevcut. Öncelikle benim çok hoşuma giden ama birçoklarının tercih etmeyeceği bir seçenek eklenmiş moda başlarken ve isterseniz sezon öncesi transfer dönemini pas geçebiliyor, sezona takımların gerçek ve güncel kadrolarıyla başlayabiliyorsunuz. (Bu konudaki takıntımı Football Manager incelemelerinde dile getirmiştim defalarca.) Öte yandan Career modu için hazırlanan Global Transfer Network sistemi, oyunun menajerlik tarafına daha bir derinlik katmış. Peki, ne anlama geliyor bu Global Transfer Network? Football Manager serisinden alışık olduğumuz üzere, bizim olmayan oyuncuların genel puanları gizli vaziyette ve bu puanları görmek için gözlemci tutmamız gerekiyor. “Eeeh, ne güzel hepsi ortadaydı, bir de bununla mı uğraşacağım?” demeyin, biraz uğraşın yahu.

Koltukta sezon keyfi!

FIFA serisinden çıkmasına en çok üzüldüğümüz modlardan biri Lounge olmuştu. Ofiste ne güzel, kendi kendimize bir lig kuruyorduk, kuralları da belirliyorduk, takımları da seçiyorduk, sonra ligi şablon gibi kaydedip her seferinde yeniden başlayarak mücadele ediyorduk. Yapımcılar bunun yerini Head to Head Seasons tutar dediler ama tutmadı, en azından bizim için bu boşluğu doldurmadı. Biz FIFA 14’te Lounge döner mi diye umduk, dönmedi ama yeni bir mod olarak Co-op Seasons çıktı karşımıza. Nedir peki bu? Şöyle… Diyelim ki online olarak teke tek maçlar yapmak sizi sarmıyor, “Bir arkadaşımla takım olsam da karşımıza iki kişi gelse, onları bir güzel gole boğsak.” diyorsunuz. İşte tam olarak bunu yapmanızı sağlıyor Co-op Seasons. Bir arkadaşınızla takım olup farklı iki kişiye karşı 2v2 şeklinde maçlar yapıyor, Head to Head Seasons’ta olduğu gibi, en alt ligden başlayıp Division One’a çıkmaya ve orada da şampiyon olmaya çalışıyorsunuz.

Detaylandırılan Career modu, derinleştirilen Ultimate Team modu, artan lig ve takım sayısı ve daha birçok detay sayesinde bu yılı yine FIFA 14 oynayarak geçireceğiz ama en başta dediğim gibi, bu maçın bir de ikincisi yarısı var Kasım’da…

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.