Diablo III’e doğru…

Yıllardır oyun oynayan her oyuncunun, oyun yazarının, editörünün bir utanç listesi vardır. “Utanç listesi” biraz ağır kaçmış olabilir, hatta aklınızda bir anda tuhaf soru işaretleri oluşabilir. Aslında evet, ağır bir tabir ama kimi zaman hak edilebilen de bir tabir. Şöyle ki yıllardır, çocukluğumdan beri oyun oynarım. ZX Spectrum 48K ile başlayan maceramda bir adet Amiga 500, bir adet Amiga 500+, bir adet Game Boy, bir adet PlayStation 2, bir Xbox 360 ve birkaç tane de PC eskittim. Böylesi mütevazı bir ürün geçmişinde sayısız oyun denedim, oynadım, geride bıraktım ve anılar yarattım. Ne var ki zaman zaman türlere, sevdiğim oyunlara, serilere fazla odaklanınca birçok oyunu da pas geçtim, atladım, oynamadım, denemedim bile. Bunlar öyle oyunlar oldular ki her oyuncunun mutlaka oynaması, en azından denemesi gereken birer nimetti oyun dünyası için. İşte bu oyunların oluşturduğu ve herkesin kendine ait bir örneği olduğunu düşündüğüm listeye “utanç listesi” diyorum ben.

Şimdi geldik konuyu başlığa, yani asıl meseleye bağlama noktasına. Eh, ilk paragraftaki tanım size bir şeyler anlatmıştır sanıyorum. Benim tüm oyun geçmişime rağmen sahip olduğum utanç listesinin en önemli üyelerinden biri Diablo oldu. İster inanın, ister inanmayın, hayatım boyunca bir kez olsun Diablo I ve Diablo II oynamadım. Çevremde her iki oyunu birden hatmetmiş, artık Diablo oynamaktan kusacak hale gelen oyuncular oldu ama ben serinin her iki oyununa da biraz olsun yaklaşmadım, yaklaşmaya çabalamadım; ta ki bir ay öncesine kadar…

Diablo III’ün piyasaya sürülmesine 10 günden kısa bir süre kaldı. Uzun yıllardır beklenen, kimilerinin abartılı bir şekilde beklediği, kimilerininse serinin üçüncü oyunu olmasından daha fazla anlam yüklemediği oyunu 15 Mayıs’ta raflarda ve Battle.net’te bulabileceğiz. Oyunun yarattığı ve son aylarda ciddi anlamda büyüyen heyecan beni de bir şekilde içine alınca kendimi tutamayarak -en ufak bir alakamın dahi olmadığı- Diablo’ya bir göz atayım dedim ve…

Oyunun betasını test etmeye başladığım andan itibaren Diablo III’ün neden bu kadar büyük bir heyecan yarattığını, oyuncuların neden bu kadar aşkla, sevgiyle, hasretle yeni oyunu beklediğini net bir biçimde anladım. Oyun o kadar oynanası, o kadar etkileyici ve o kadar eğlenceliydi ki kısa sürede üç sınıfla birden betayı bitiriverdim. Çok geç oldu, doğru ama güç olmadı. Artık Diablo’nun neler ifade edebileceğini çok daha iyi biliyorum ve Diablo III’ü bekleyen kitlenin bir ferdi olmaktan fazlasıyla memnunum. Kısa bir süre sonra utanç listemden bir ismin, hem de listenin en ağır isimlerinden birinin silinecek olmasıysa ayrı bir sevinç kaynağı.

Utanç listemin kalanını merak ediyor musunuz? Boş verin ya…

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.