Oyun dünyasında dubstep furyası

Çok değil, bundan maksimum altı ay önce merak saldım dubstep’e ve bugünkü modern halime  nasıl geldiğimi ben bile hatırlamıyorum. Hikayeye en baştan başlamak gerekirse benimle aynı dönemde doğup büyüyen herkes gibi 90’ların Türkçe pop şarkılarıyla başladım müzik dinlemeye, ardından yeni keşifler, yabancı şarkılara açılım süreci, halen sürmekte olan Oasis hayranlığı, Oasis vesilesiyle BritPop’a geçiş, herkes gibi bir dönem Metallica (Sadece Metallica, fazlası değil.), popüler MTV müziği ve hatta Eminem, yavaş yavaş elektronik müziğin keşfi,  İskandinav esintileri, post-rock ve daha neler neler… Altı ay önceyse (Aslında altı ay bile olmayabilir.) ne duydum, hangi şarkıyla başladım, şu an hatırlamıyorum ama başladım, sonra da keşfe daldım. GrooveShark ve Last.fm ile başlayan keşif süreci, çok “acayip” parçalara da götürdü beni, hastası olduğum parçalara da. Her dubstep dinleyicisi gibi Skrillex’i de buldum sonunda, herkesin bilmediği Bassnectar ve Datsik gibi isimleri de. Hal böyle olunca, dubstep’in varlığından haberdar bir bünye olarak, asıl merakım olan oyun dünyasında da algıda seçicilik baş gösterdi.

Yıllarca popüler şarkılarla beslendi oyunlar, Blur’undan Metallica’sına kadar her ismi ağırladı. Kendine ait müziklere sahip oyunları bir kenara koyuyorum, toplama albüm sahibi oyunlardan bahsediyorum burada. Son dönemdeyse popüler şarkıların yerini dünyada da popüler hale gelen dubstep almaya başladı. Aslında henüz emekleme aşamasında ve “yerini aldı” demek yanlış olur ama en popülerinden en bilinmeyenine kadar oyunlara nüfuz ediyor dubstep.

İlk olarak Syndicate… 1993 yılının efsanevi klasiği, bir FPS olarak yeni nesil teknolojisiyle buluştu. Oyunun radikal bir değişikliğe, yani tür değişikliğine uğramasının yaratacağı negatif etkiyi, pazarlamaya ağırlık vererek ikame etmeye çalıştı Electronic Arts. Bunun için ne yaptı? Oyun içi görüntüleri kullandı, oyunun kendine has özelliklerini ön plana çıkardı ve bunu gayet dikkat çekici bir videoyla taçlandırdı. Videoyu dikkat çekici yapan şey sadece oyun muydu? Hayır. Videoda Skrillex’in hazırladığı Syndicate tema şarkısı yer aldı, şarkı ile görüntü bütünleştirildi ve oyun çıkana kadar şarkının üç remix’i daha oyuncuların ve müzik severlerin beğenisine sunuldu. İşte böyle başladı furya, eğer öncesinde bir şey atlamadıysam.

Far Cry 3… Crytek’in oyun dünyasına armağanı, Ubisoft’un yaşatmaya devam ettiği “open world” seri. E3’ün ardından sessizliğe bürünen oyun için son bir aydır ciddi bir tanıtım kampanyası başlattı Ubisoft. Önce oyunun teaser’ı, arından sinematik trailer’ı ve en nihayetinde oyun içi görüntülerden oluşan bir videosu yayınlandı. İşte bu noktada, yayınlanan son videoda, videonun sonunda çalan şarkı takıldı algıma. İkinci dubstep tespiti, bu kez Noisia’nın Machine Gun (16bit Remix) şarkısı devreye girince yapıldı. Syndicate gibi önemli bir klasikten sonra, bu kez Far Cry gibi marka değeri çok daha yüksek bir oyunda kendine yer bulmuştu dubstep ama daha iyisi, daha büyüğü gelecekti…

Futbol oyunlarının dünya çapındaki popülaritesi yadsınamaz bir gerçek. Hal böyle olunca, futbol oyunlarının müzikleri büyük önem arz ediyor. Electronic Arts’ın en baştan beri önem verdiği bu konu, yazının başında verdiğim Blur örneğini de kapsıyor. Ne büyük isimler yer almadı ki FIFA soundtrack’lerinde… Air, Avril Lavigne, Faithless, Franz Ferdinand, Gorillaz, Kasabian, Keane, Linkin Park, Massive Attack, Moby, Muse, Radiohead, Röyksopp, Scissor Sisters, The Dandy Warhols, The Strokes, Tom Jones, Travis ve daha neler neler. Çok yakında, 13 Mart’ta FIFA’nın eski bir kardeşi, FIFA Street serisi yeniden hayat bulacak konsollarda. Oyunun demosuysa kısa bir süre önce yayınlandı ve üçüncü dubstep keşfi bu demoda yapıldı. Maça başlamadan önce tutorial videolarının izlenmesi öneriliyor ve eminim ki birçok kişi bu videoları direkt pas geçiyor. (Pas geçenlerin 10 – 15 saniye içinde maçı durdurup videolara döndüğüne eminim.) İşte bu videolarda, sesi derinden de gelse fark ettiğim dubstep örneği, araştırınca öğrendiğim üzere Celt Islam’dan “Dub Reflex” adlı şarkıydı. Oldu mu size üç? Hem de FIFA gibi en popüler markalardan birine dahil olarak.

Gelelim bu yazıyı yazmama vesile olan son tespite. Otherland, Amerikalı yazar Tad Williams’ın 1996 yılında yayımlanan bilimkurgu temalı kitabının adı. Bunca yılın ardından oyunu gündeme getiren şeyse 2008 yılında duyurulan ve geçtiğimiz günlerde videosu yayınlanan MMO uyarlaması. İşte o videoda, videonun başından sonuna kadar çalan şarkı yine bir dubstep örneği, Tim Besamusca’nın “Wasteland” adlı şarkısının Radical Project remix’i.

Şimdi… Birbirine bu kadar yakın tarihlerde ortaya çıkan örnekler bir araya gelince, oyun dünyasında dubstep furyasının başladığını söylemek yanlış olmaz sanıyorum. Peki nedir bu furyayı başlatan, oyun dağıtımcılarının promosyon çalışmalarında dubstep’i tercih etmesinin sebebi? Vurucu sahnelerin bas ile daha da etkileyici olacağını mı düşünüyorlar? Yoksa sadece, dünyada gitgide popüler hale gelen bir müzik türünü, oyunlarına dikkat çekmek için mi kullanıyorlar? Açıkçası hiçbir fikrim yok ama bu durumdan en ufak bir şikayetim olmadığını, hatta fazlasıyla memnun olduğumu söyleyebilirim.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.