Shank 2’ye ısınırken…

Shank 2Shank 2’nin çıkış tarihi ve fiyatı belli olmuş, oyunun çıkış tarihi de yaklaşmışken kendime bir hedef belirledim, biraz da Shank 2’nin çıkış tarihinin yaklaşıyor olmasından hareketle yarıda kalmış ilk oyunu bitireyim dedim. Bugüne kadar oynadığım en “renkli” kanlı oyunun Shank olduğunu söyleyebilirim. Kimilerinin aklından Postal serisi geçiyor olabilir ama Postal’ın, özellikle Postal III ile birlikte “rengini” kaybettiğini ve işin cidden suyunu çıkardığını söyleyebilirim. Bu noktada unvanı hak eden tek oyun olarak Shank kalıyor elimde. (Önerisi olan varsa alayım.) Peki nedir Shank’i bu kadar kanlı olmasına rağmen renkli kılan? Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

My Player / 17.01.2012

NBA 2K serisinin en popüler modlarından My Player’a, geçen yılın aksine bu sezon yeni yeni ağırlık vermeye başladım. Yine geçen yıl olduğu gibi PG / Pass First olarak ve gerçek fiziksel değerlerimi girerek atıldığım macera, Sixers tarafından seçilmemle devam etti. Çaylak bir oyun kurucu olarak yedek olmam gayet doğal ama şimdiden altı maçta 21 dakika ortalamayı tutturmuş durumdayım. Ne var ki NBA 2K11’de yaşadığım sorun NBA 2K12’de de devam ediyor ve şut yüzdem fazlasıyla düşük. Overall’ı 62 olan bir oyuncu olarak hem FG%, hem de 3P% değerlerim %30 civarında. Şu ana kadar gelen tüm yetenek puanlarını orta mesafeye yatırdım ve bu sayede hem şut yüzdemi, hem de sayı ortalamamı yükseltmeyi planlıyorum ama önceliğim, başta da söylediğim ve her yıl seçtiğim üzere Pass First. Az önce Clippers deplasmanında üçüncü galibiyetimizi aldık ve durumu 3-3’e getirip Doğu’da sekizinci sıraya yerleştik. Düşük şut yüzdeme rağmen en iyi maçımı çıkardığımı söyleyebilirim: 96-84 biten maçı 6/16 şut ve 3/7 üçlük isabeti, 15 sayı, 6 asist, 2 ribaunt, 2 top çalma, 4 top kaybı (!) ile tamamladım. Bu ve benzeri performanslarla devam etmek bana yeter ne yalan söyleyeyim, öyle büyük beklentilerim, yıldız olma hayallerim yok ama Bulls’a takas olsam ne güzel olur! (Oldum! – 28.01.2012)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Amy için değer mi?

Kızımız da pek bir ürkek

Kızımız da pek bir ürkek

Bir grup Fransız oyun yapımcısı bir araya gelirler, 2005 yılında VectorCell adlı bir şirket kurarlar ve ilk büyük projelerini bugün oyun dünyasına sunarlar. AMY… Küçücük, ürkek, otistik ve sevgiye muhtaç bir kız Amy. Onun yanında yer alan, ona yardım edebilecek, istediği sevgiyi ona verebilecek tek kişiyse biziz, Lana rolünde. Korku temalı, hayatta kalma mücadelesi verdiğimiz ve sadece kendimizi değil, bu küçük kızı da düşünmemiz gereken bir oyun AMY. An itibariyle PlayStation Network ve Xbox LIVE üzerinden yayınlanan oyunda öncelikle Lana’yı ve zaman zaman da Amy’yi kontrol ederek hayatta kalmamız gerekiyor. Hayatımızı tehlikeye sokan şey ne olabilir sizce? Çok yaratıcı birileri değil, sadece virüse maruz kalıp mutasyona uğramış düşmanlar var karşımızda. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Xbox LIVE’da House Party!

Hayatta tutunmak...

Hayatta tutunmak…

Dün başlayan ve 13 Ocak’a kadar da sürecek olan CES 2012’nin ilk gününde Microsoft boy gösterdi. İşletim sistemi, yeni teknolojiler, mobil açılımlar bir yana, benim ilgilendiğim tek konu Xbox 360 için duyurulan yenilikler, oyunlar, projeler oldu. Xbox LIVE’ın ne kadar güçlü bir platform olduğu ve ne kadar önemli yapımlara ev sahipliği yaptığı ortada. Özellikle Xbox LIVE Arcade oyunlarının başarısı da yadsınamaz bir gerçek. Neler gördük bu başlık altında? Bir çırpıda aklıma gelenler Castle Crashers, Limbo ve Shadow Complex. Kimisi diğer platformlara da uyarlandı, kimisi hala Xbox 360’a özel olmayı sürdürdü. Şimdiyse menüye yeni isimler eklendi ve çıkış tarihi için bekleme süreci başladı. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Hiç sanmazdım ama oldu: Bejeweled

Hangi oyunun ne zaman bağımlılık yapacağı belli olmaz. Bundan birkaç ay önce, evde geçirdiğim bir tam günü Rig ‘n’ Roll ve Euro Truck Simulator oynayarak geçirmiştim. Dünya üzerindeki yedi milyar insanın %99.99’u için “zaman öldürme” kalıbının tanımını oluşturan bu oyunlar, tüm gün boyunca beni oyalamış ve direksiyon sallamama vesile olmuştu. Bağımlılık seviyesine geldi mi? Hayır ama kıyısından da dönmedim değil. Son günlerdeyse ne FIFA 12, ne Battlefield 3, ne de başka bir oyun oynuyorum. Son bir haftanın yıldızı, beni kendine mecbur bırakan oyun Bejeweled oldu… Nasıl oldu, bunu nasıl becerdi, hala anlamış değilim ama iPhone’daki tek durağım Bejeweled. Birkaç gün için yapılan bedava kampanyasına katılayım dedim ve bir andan kendimi parıltılı taşları bir araya getirirken buldum. Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone