Rafa hapsolanlar, kurtulmayı bekleyenler…

Brothers in Arms: Hell's HighwayOyun piyasası hareketli, satın almak isteyeceğim sayısız oyun var ve olabildiğince alıp arşivimi genişletiyorum. Xbox 360 için alınan oyunlar, Xbox Live üzerinden indirilen oyunlar, Steam üzerinden yapılan indirimlerin büyüsüne kapılıp satın aldığım oyunlar, sırf bağımsız yapımcılara destek olmak amacıyla aldığım mini oyunlar… Bu kadar çok oyunu oynuyor muyum ya da oynayabiliyor muyum peki? Hayır. Neden? Zamanım mı yok? Bir sebep bu olabilir, evet. Başka bir sebepse aslında belli tür oyunlara yoğunlaşan ve bu oyunlardan zevk alan biri olmam. Bu durum öylesine anlamsız, tuhaf sonuçlar ortaya çıkarıyor ki… Hayatım boyunca oyunları ve bazı spor dallarını çok sevdim. Spor dalları arasında futbol ve basketbol başı çekiyor. Şimdi bu iki başlığı bir araya getiriyorum ve karşıma futbol oyunları ile basketbol oyunları geliyor. Eh, oyun piyasasında da çok şükür ki çok sağlam birer başlık var bu türlerde. Bir yanda Electronic Arts’ın FIFA serisi, diğer yanda 2K Games’in NBA 2K serisi… İşte bu iki lanet oyun, çoğu kişiye göre az sayılabilecek (Aslında birçok kişiye göre de çok sayılabilir, haksızlık etmeyeyim.) zamanımı yeyip bitiriyor ve aldığım tonla oyuna zaman ayıramama sebep oluyor. İşte birkaç örnek…

Yıl 2009, aylardan Ekim. Oyun tarihinin en önemli isimlerinden, Grim Fandango’nun ve Monkey Island’ın yaratıcısı Tim Schafer’dan yeni bir oyun piyasaya geliyor: Brütal Legend. Üstelik oyunu çekici kılan tek şey Tim Schafer da değil. Ana karakteri Jack Black canlandırıyor, seslendirme kadrosunda rock ve metal müziğin efsane isimleri yer alıyor, hatta Ozzy Osbourne bizzat oyuna dahil oluyor. Piyasaya sürüldüğü gibi üstüne saldırdığım oyunu bir süre oynadım ama henüz ortalarına bile gelmemişken rafta unutmaya başladım. En son ne zaman oynamış olabilirim? 29 Kasım 2009! Ayıp değil mi? Ayıp.

Yıl 2010, aylardan Şubat. Electronic Arts etiketiyle Dante’s Inferno piyasaya sürülüyor ve oyunun demosu, ağzımı açık bırakacak performansıyla demosundan itibaren beni büyülüyor. Oyunun konusu ve atmosferi de sağlam. İlk fırsatta oyunu satın aldım ve rafıma koydum. O dönem FIFA 10 ve NBA 2K10 gibi iki baş belası da var elimde. Sizce Dante’s Inferno’yu ilk olarak ne zaman oynamış olabilirim? 2011’in Eylül’ünde! Peki ne kadar oynadım? Yarım saat, bilmedin bir saat. Şu sıralar oynama ihtimalim var mı? Yok.

Yıl 2010, bu kez aylardan Mayıs. Max Payne gibi müthiş ve oyun tarihinde yer etmiş bir seriyi yaratan Remedy’nin Xbox 360’a özel yapımı Alan Wake piyasaya sürülüyor. Böyle bir yapım kaçırılır mı? Tabii ki hayır. Yine ilk fırsatta oyunu satın alıyor ve oyunlarımın dizili olduğu rafa koyuyorum. Sıra geldi aynı soruya: Sizce Alan Wake’i ilk olarak ne zaman oynmış olabilirim? Hiçbir zaman! Piyasaya sürülene kadar tüm videolarını izlediğim, hikayesini zihnime kazıdığım ve çıkması için gün saydığım oyunu bir kez oldum açıp oynamadım…

Yıl yine 2010, ay yine Mayıs. Piyasaya sürdüğü hemen hemen her oyunu alıp bitirdiğim Rockstar Games, bu kez Vahşi Batı temalı bir oyunla, Red Dead Redemption’la karşımda. Ne yalan söyleyeyim, bu oyunu hemen temin edemedim ama oyuna sahip olduğumda da ilk adres konsol değil, raf oldu. Bir süre sonra oyunu oynamaya başladım, senaryoyu biraz götürdüm, az biraz multiplayer modlarını da denedim ve yine anı kader. Koca Red Dead Redemption’ı en son 11 Ocak 2011’de oynadım ve sonrasında rafta gördüğümü bile hatırlamıyorum.

Yıl 2010, aylardan Ağustos. Bittiğine en çok üzüldüğüm, oynarken en çok eğlendiğim ve atmosferini hiçbir zaman unutmayacağım Mafia’nın devam oyunu Mafia II piyasaya sürüldü. Kısa sürede oynama şansı bulduğum oyuna teknik problemler nedeniyle birkaç bölüm sonra yeniden başlamak zorunda kaldım, sonrasında aynı problemi bir kez daha yaşadım ama yılmadım, bıkmadım, oyuna yeniden başladım. Sonra araya aynı lanet oyunlar girmeye başladı, mafyadan uzaklaştım, kendimi spor sahalarında buldum ve Mafia II’yi aylardır açmadım. Oyunu en son ne zaman açtığımı hatırlamıyorum bile! (Nisan 2011’den önce olmalı…)

Böyle o kadar çok örnek var ki… Üstelik indirimler sebebiyle aldığım ve bir kez olsun açmadığım oyunların listesi daha kabarık. Öyle ki Steam’deki oyun listemi görenlerden defalarca “Bu kadar oyunun var ama hiçbirini oynamıyorsun?” şeklinde yorumlar alıyorum. Elimi sürmediklerim arasında neler mi var? Alpha Protocol, Brothers in Arms: Hell’s Highway, Call of Juarez: The Cartel, Medieval II: Total War, Napoleon: Total War, Red Faction: Guerrilla, Shogun 2: Total War, S.T.A.L.K.E.R.: Call of Pripyat, S.T.A.L.K.E.R.: Clear Sky, The Elder Scrolls IV: Oblivion… Yahu ben bu oyunları neden alıyorum?!

Sanırım bu problemi çözmem lazım, aksi takdirde oyunculuğum körelecek, aynı oyunları oynayarak zaman ayıramadığım oyunların bana yüklediği manevi yük daha da artacak ve en sonunda kuruyup kalacağım. Saplantı haline getirdiğim oyunların yanında sadece her yıl çıkan Battlefield ve Call of Duty gibi oyunları değil, diğer sevdiğim, bayıla bayıla aldığım oyunları da oynamak istiyorum. Bu yazıyı yazmam, bu konuda bir dönüm noktası olabilir mi? Bugünden sonra radikal bir karar alıp diğer oyunlara başlayabilir, devam edebilir miyim? Çok zor ama neden olmasın?

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.