Gece kuşu…

Birkaç gündür hastayım, üstelik çok yoğun çalışıyorum ve iyileşmeye bile zamanım yok. Daha da ilginci, iyileşmek için ilaç da içmiyorum ve kullandığım tek silah “anne çorbası”. Şimdi… An itibariyle hafta sonuna girmiş bulunuyoruz ama ben yarın da çalışacağım, yani tatil falan değil. Peki gecenin bu saatinde, tam bu satırı yazdığım 03:18’inde ben ne yapıyorum? Yoğun iş temposu ve oyunların artık “işim” olması yüzünden bir türlü yanaşamadığım oyunlara vakit ayırıyorum. Odamdaki raflarda duran sayısız oynanmış oyuna mı peki? Hayır. Şu sıralar en çok almak istediğim FIFA 12’nin, NBA 2K12’nin ve Top Spin 4’ün demosuna. Arada yeni ve almayı pek de planlamadığım oyunlara da göz gezdiriyorum gerçi. Mesela az önce Burnout CRASH! demosunu indirdim, demodaki ilk modu test ettim ve olduğu gibi siliverdim, sarmadı. Ondan önce NBA 2K12’nin demosunu son bir kez daha oynayıp silmiştim. Sonra elim FIFA 12 demosuna gitti ama demodaki birkaç problemin can sıkıcı olması caydırdı beni, onu da sildim. En nihayetinde son bir – iki haftadır en çok oynadığım demoya, Top Spin 4’e girdim ve üst üste maçlar yaptıktan sonra buraya dönmek için konsolu uykuya yatırdım.

Evet, son bir – iki haftadır Top Spin 4’e sarmış durumdayım ve oyunun siparişini vermek üzereyim. Tenis sezonunun son Grand Slam’i olan US Open’daki birçok maçı izlemem, özellikle de Novak Djokovic’in mükemmel geçen sezonunu aynı mükemmellikte taçlandırmasını görmem beni bir miktar gaza getirmiş durumda. Aslında tenise ilgim bu kadar taze değil. Yıllar önce Agassi vs Sampras rekabetine defalarca tanık oldum. Hele ki Agassi’nin 1999 yılında, Fransa Açık’ta Andriy Medvedev’e karşı 2-0 geriden gelip 3-2 kazandığı finali dün gibi hatırlarım. Üstelik ilk iki seti 6-1 ve 6-2 kaybettikten sonra hiç mi hiç umudumuz kalmamıştı annemle ama Agassi o maçı çevirerek “efsane” sıfatını pekiştirmişti. Daha da kimler vardı kimler. Kafelnikov’lar, Kuerten’ler, Rios’lar, Krajicek’ler, Rafter’lar, Chang’ler, Ivanisevic’ler, Becker’ler…

Gecenin körü, oyunlar, demolar derken tenise sardım, şimdi de uykuya sarayım diyorum zira yarın iş var, yazılması gereken yazılar var. Son aylarda, belki de son bir yılda olmadığı kadar sayfam var ve yetiştirme telaşına kapılmış durumdayım. Eskiden daha çok oyun oynar, daha çok inceleme yazardım. Şimdiyse işin editörlük kısmına geçince hem oyun süreleri, hem de karakter sayıları azaldı. İyi mi oldu? Emin değilim… Saat de 03:46 olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.