Her oyunda özgür olmak zorunda mıyız?

Just Cause 2Özgürlük… Şimdi bu kelime üzerine ne felsefi bir yazı yazılır, değil mi? Ama ben böyle yapmayacağım ve esas konumuz olan oyun dünyasındaki özgürlüklere değineceğim. Aslında böyle dediğimde de genel bir bakış açısı algılanabilir ki onu da yapmayıp sadece “sandbox” türündeki oyunların özgürlüğünden bahsedeceğim.

Şimdi, öncelikle sandbox terimini bilmeyenler için kısaca açıklama yapayım. Bu terim, bugüne kadar özellikle Grand Theft Auto serisi için kullanılırken Crackdown, Far Cry 2, Just Cause 2, Mafia ve Saints Row 2 gibi yapımlar da aynı kategoride değerlendirilebilir. Sadece isimleri sayınca bile kafanızda bir fikir oluşmuştur sanırım. Bu oyunların tümünün ortak özellikleri şu ki bir karakteri kontrol ediyor, dev bir haritada istediğimiz gibi olaşıyor, farklı noktalardan farklı görevler alıyor ve zaman zaman görev peşinde koşmayı bırakıp istediğimizi yapıyoruz. Grand Theft Auto serisinin belki de en başarılı oyunu olan Grand Theft Auto: San Andreas ise bu konuda tavan yapan bir yapımdı ve oyuncuyu tamamen kendi tercihlerine göre hareket etmeye yönlendiriyor, tam anlamıyla özür bırakıyordu. Sadece vücudumuz üzerinde yapabildiğimiz değişiklikler bile oyunu benzersiz kılan detaylardan en basitiydi. Sonrasında gelen Grand Theft Auto IV’te ne oldu peki? Yapımcılar bu serbestliği, özgürlüğü törpülediler ve detaylıca, profesyonelce hazırlanmış bir yaşam öyküsünü oynayabileceğimiz, daha az özgürlükçü, genel gidişatın kabaca belirlendiği bir oyun hazırladılar. Bazıları, özellikle de özgürlükçü kesim bu durumdan oldukça şikayetçiydi ama bazıları da ya senaryoya ya da görselliğe kendilerini kaptırıp durumu dert etmediler.

Mart ayında piyasaya sürülen Just Cause 2, özgürlükçü oyuncular için müthiş bir fırsattı ama bu kez de senaryo adına en ufak bir şey yoktu karşılarında. Özgür olmanın bedeli, vasıfsız olan senaryoyu bir kenara atıp serbestçe dolaşmaya yöneltti oyuncuları. İyice geriye gidip 2002 yılındaki Mafia’yı hatırlayalım bir. Klişe hikayesine rağmen muazzam bir atmosfer ama kısıtlanmış özgürlük vardı elimizde. Peki bu durumdan şikayet eden oldu mu? 2002 yılı piyasası için dikkate alınmayacak kadar az kişi şikayetçi oldu sanırım.

Fark ettiğiniz üzere aradan geçen yılların beklentileri değiştirmesi, bu tip oyunlar hakkında farklı görüşler oluşmasına neden oldu. Türün son örneğiyse Ağustos ayında piyasaya sürülen Mafia II’ydi ve bu farklı görüşler, oyunun değerlendirilmesi aşamasında çok farklı sonuçlar doğurdu. Mafia II’yi öve öve bitiremeyenler, oyunun senaryosuna ve atmosferine kendilerini kaptırırlarken oyunu yerin dibine sokanlarsa çizgiselliğe ve oyuncunun adeta dar bir koridora hapsedilmesine isyan ettiler. Benim görüşümü soracak olursanız, ben de bu tip oyunlardaki özgürlüğü seviyorum ama senaryo çok iyiyken ve atmosfer oyuncuyu kendine hayran bırakabiliyorken özgürlüğüm kısıtlansa ne olur ki? Çok mu özgür olmak istiyorum? Açarım Just Cause 2’yi, daldan dala uçar dururum. Ya sizin beklentiniz, görüşünüz nedir?

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.