In the Valley of Elah

Uzun süredir oturup film izleyemiyordum ve son film izleme denememse ağır basan uyku nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Geçen hafta sonuysa başardım ve bir filmi baştan sona, hem de uyuklamadan ve pür dikkat izledim. Üç seçenek arasında kaldığım karar aşamasının galibiyse In the Valley of Elah oldu.

2007 yılında vizyona giren, ülkemizeyse 2008 yılında uğrayan filmin başrolünde Tommy Lee Jones var. Film, Irak’tan dönen asker oğlunun kayboluşunu araştıran bir babanın (Tommy Lee Jones) hikayesini anlatıyor. Filmin başında anlaşılıyor ki milliyetçi bir baba var karşımızda ama filmin Amerikan propagandası yaptığını söylemek zor. Film ilerledikçe ve olayın içine girdikçe, biraz da çok fazla dizi izlediğimden olacak, uç komplo teorileri üretmeye başlamıştım içimden… Bu noktada filmin sonuna değinmiyor, sadece In the Valley of Elah’ı oldukça beğendiğimi söyleyebiliyorum. Herkese tavsiye edilir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Lara Croft and the Guardian of Light

Herkes Lara Croft’u seviyor, değil mi? Ben de severim ama kendisiyle çok yoğun bir diyaloğum olmadı hiçbir zaman. Sahip olduğum ilk PC, yanında ilk Tomb Raider oyununu barındırıyordu ve bu yüzden bende yeri ayrıdır Lara’nın ama sonrasında aramıza mesafe girdi, bir türlü yeterli ilgiyi gösteremedim kendisine. Aradan yıllar geçti, Tomb Raider: The Angel of Darkness gibi bir faciayı da gördü bu gözler. Neyse ki yapımcılar bu facianın ardından akıllandılar ve sonrasında gelen Tomb Raider: Legend, Tomb Raider: Anniversary ve Tomb Raider: Underworld üçlüsü gayet oynanabilir oyunları. Bugünse Lara Croft’u Tomb Raider isminden arındırma vakti geldi!

Xbox Live üzerinden yayınlanan ve bir ay boyunca da PC ve PlayStation 3 için satışa sunulmayacak olan Lara Croft and the Guardian of Light, XBLA oyunlarının en iyileri arasına girdi şimdiden. Hem oyunun tarzı, hem kamera açısı, hem de oynanışı gayet iyi; üstelik bu kez karşımızda sadece Lara yok, bir de Totec adlı karakter var. Bu da demek oluyor ki oyunun bir co-op modu var! Şu an için online co-op modu yok ama bir yamayla bu eksikliği de giderecekler. O güne kadar oyunu oynamaya, tüm challenge’ları bitirmeye ve bol bol puan toplamaya devam edin; online co-op geldiği zaman beraber yol alırız.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

Bu havada nasıl oyun oynanır?!

Oyun oynamak istiyorum! Aslında yaz ya da kış fark etmiyor, oyuna ayırabileceğim süre dört mevsim de aynı ama nedense kışın oynadığım oyunun yarısını bile oynayamıyorum bu yaz. Hava öylesine sıcak ki adeta eriyorum odada, bilgisayarımın ve Xbox 360’ımının karşısında. Neden mi? Takdir edersiniz ki hem bilgisayarlar, hem de konsollar ısı üreten cihazlardır. Kendilerini düşünen ve herhangi bir problem çıkarmamak adına içindeki tüm ısıyı dışarıya pompalayan bu cihazlar, özellikle de bilgisayarlar, kliması olmayan ve bu sıcakta tek bir pırpıra teslim olan savunmasız bir odanın bir numaralı düşmanı olabilirler. İşte bu yüzdendir ki bilgisayar açıkken odada durulmuyor, haliyle de oyun oynanmıyor.

Aslında bilgisayar açıkken odada duruluyor ama ne zaman ki grafik kartını sömüren bir oyun açıyorum, ekran kartı harıl harıl çalışmaya başlıyor, ısı artıyor, pervaneler dönüyor, oluşan ekstra ısı yine odaya pompalanıyor. Böyle bir ortamda nasıl oyun oynanabilir ki?! Yok arkadaş, oynamıyorum! En fazla açarım konsolu, hem daha az ısı üretiyor, 2010 FIFA World Cup South Africa’da birkaç maç yapar ya da Limbo’nun kalan kısmını bitirmeye çalışırım. Günlerdir sahip olduğum Limbo’yu hala bitirmedim ama neden bitiremedim, bir sorun bakalım. Çünkü böylesine bir şaheserin hemen bitmesini istemiyorum!

Not: Bu arada Fountains of Wayne’den Sick Day’i bir dinleyin, şahane…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone

FIFA mı, PES mi?

Eyvah eyvah! Böylesine alevli tartışmalara vesile olan bir konuyu başlık olarak mı belirledim yazıma?! Bu ne deli cesareti böyle! Üstelik her iki oyuna da putlaştıran, her iki oyunu da ailesinden daha çok önemseyen bir grup oyuncu varken ne diyebilirim ki ben şimdi? Gerçekleri ortaya koysam yeterli olur mu? Yok yok, en iyisi olaya ekonomik, toplumsal, hatta siyasal açıdan yaklaşmak olacak. Ama sonuçta alt tarafı iki oyun, iki seri değil mi bunlar? Nedir olayı bu kadar sansasyonel ve tartışmalı yapan? Şöyle…

Okumaya devam et

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someone