Alınan sonuçlar ve oluşan puan durumu

Şu başlığa yazdığım şey, herhangi bir spor dalı için yapılan haberlerin vazgeçilmez repliğidir. Turkcell Süper Ligi’nin sona erdiği Pazar akşamlarında bu cümleyi duymamanız mümkün değil mesela. Nedir? Maçların tamamı bitmiştir ve bu maçların skorları ile skorlar neticesinde oluşan puan durumu seyirciye aktarılmak istenir. İnanması güç gelebilir ama bu replik her hafta, yılın en az 34 haftası tekrar edilir. Aynı repliği 10 ayrı kanalda telaffuz ettiklerini düşününce de 340 gibi bir rakama ulaşırız ki bu kadar gereksiz bir matematik hesabını da ancak ve ancak benim gibi bir istatistik hastası yapar. O halde dümeni biraz çevireyim ve konuyu oyunlara, oyunlara verilen puanlara ve verilen puanları takıntı haline getiren insanlara getireyim.

Geçenlerde bir araştırma yapıldı ama birçoğunuzun bu araştırmayı duymadığından eminim. (Neden duymadığınız da ayrı bir köşe yazısı konusu olabilir aslında.) Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, dünyadaki tüm oyun site ve dergilerinde yapılan incelemelerin, insanların oyun almaya karar verme aşamasındaki en düşük etkiye sahip detay olduğu belirlenmiş. Yani nedir? Bir oyuncu, bir oyunu alıp almama konusundaki kararını okuduğu incelemelere göre değil, diğer birçok etkene göre veriyormuş. Ülkemizde de durum pek farklı değil aslında; hele ki korsan oyunculuğun doruğa ulaştığı ülkemizde oyuncular, oyunların nasıl olduğunu umursamaz. Neden mi? Oyun kötü çıksa da ne gibi bir kayıp oluşacak ki? Diyelim oyunu beğenmedi, şikayet etme ya da hesap sorma hakkı var mı? Yok. O zaman daha fazla dağılmadan asıl konuya geri döneyim; incelemelere ve puanlara…

Bir oyuna verilen puan, genellikle inceleyen kişinin kendi görüşüdür ve haliyle herkesle ortak bir karara varması beklenemez. Dünya üzerindeki birçok site ve dergiden düşük puan alan ama sizin hastası olduğunuz bir oyun yok mu? Tam tersini düşünelim; dünya üzerindeki birçok site ve dergiden yüksek puan alan ama sizin midenizi bulandıran bir oyun yok mu? Not ortalaması 85 civarı olan son Prince of Persia oyunundan nefret eden birçok kişi var. Ortalaması 67 olan Quantum of Solace’ı beğenen de birçok oyuncu var. Bu durumda verilen puanları eleştirmenin ne anlamı var? Bazıları için var! “Bence bu oyun mükemmel ama verilen puan çok saçma!” ya da “Oyun berbat ama siz 95 vermişsiniz!” gibi cümleleri az okumadım. Sadece bununla da kalınmıyor, “Oyunun puan ortalaması ile sizinki hiç uyuşmuyor.” gibi eleştiriler de alıyoruz. Peki herkesin ve her yazarın, her oyunun genel ortalamasına göre fikir belirtmesi gibi bir zorunluluk mu var? Tabii ki yok. BioShock’a verilen en yüksek puanın 100, en düşük puanınsa 80 olduğunu biliyor muydunuz? Aradaki fark tam tamına 20! Ya Modern Warfare? En yüksek puan 100, en düşük puan 80 ve fark yine 20! Galactic Civilizations II de 100 ile 75 arasında, 25 puan aralığında notlar aldı. İlk Call of Duty de 100 ile 70 arasında notlar aldı ki buradaki fark 30 puan. ICO gibi bir şahesere de bir dolu 100 puanın yanında 67 veren oldu. Şimdi ben kalkıp bu puanın hesabını sorabilir miyim? Hayır. 67 veren yazarın görüşünü, zevkini yargılayabilir miyim? Hayır.

Varmak istediğim sonucu anlamışsınız herhalde. Bir oyuna verilen puan, inceleme yapan kişinin şahsi görüşüdür ve çoğunluğun görüşünü yansıtmak zorunda değildir. Kendi aramızda bile birimizin verdiği puanı düşük ya da yüksek bulduğumuz oluyor ama kavga etmiyoruz, değil mi? Yoksa ediyor muyuz?! (O değil de, dağ gibi Max Payne’e 100 üzerinden 30 veren gördüm! Şimdi kızdım ama!)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.