TRT ile Formula 1 ve Eurovision

An itibariyle bir televizyon eleştirmeni ile Hıncal Uluç’u bir araya getiriyor ve bu paralelde görüş belirtmek istiyorum. Bir yandan yapılan yayını eleştireceğim, diğer yandan da Hıncal Uluç gibi TRT’den şikayetlerimi dile getireceğim.

Söze ilk olarak Formula 1 ile başlamak istiyorum. Yıllarca F1’i büyük bir beğeniyle seyretmiştim ve NTV’nin yaptığı yayınlar sayesinde bu spora aşık olmuştum. Michael Schumacher, Mika Hakkinen, Jacquest Villeneuve, David Coulthard ve diğerleri… Her yarışı başından sonuna kadar izler ve Schumi ya da Ferrari’nin zaferi için dua ederdim. Sonra ne oldu, F1’in yayın hakkı başka bir kanala geçti ve hem benim, hem de Türkiye’nin bu spora olan ilgisi azaldı. Yetmedi, bu kanal da yayın hakkını elinden çıkardı ve en sonunda F1, TRT’nin kucağına düştü. Burada “düşmek” fiilini tam anlamıyla olumsuz olarak kullanıyorum. Öncelikle arayüz konusunda zaten yıllardır en ufak bir başarı sağlayamayan TRT, bu tip bir organizasyonu kaldıramayacağını, yaptığı F1 programıyla da gösterdi.

Kanallar arasında gezerken, TRT’nin hazırladığı programa denk geldim ve birkaç dakika izleyeyim dedim. Tam da o sırada bir yorumcu, Ferrari’nin bu sezonki düşük performansı hakkında yorum yapıyordu. Ama o da ne?! Sanki futbol yorumlanıyordu! Futbol takımlarının başarısızlığı sonucunda “Bu takım iyi yönetilmiyor.” yorumunu sık sık duymuşsunuzdur. Ancak bu kez bu cümleler, bir F1 takımı için yapılıyordu; üstelik Ferrari için! Yahu, bir sezona kötü başladı diye koca markaya “Ferrari kötü yönetiliyor.” denir mi? Yuh artık ya. Bu mudur F1 yorumculuğu. Yıllardır F1 yorumu dinlemesem, okumasam, duymasam “Herhalde racon bu.” diyeceğim ama… İşte o an, kanalı değiştirdiğim an oldu. Size de tavsiyem… Yok, tavsiyem de yok!

Eurovision

Sıra geldi ikinci maddeye. Şimdi, yıllardır Eurovision hakkında yapılan en büyük eleştiri, puanlamanın “komşu kıyağı” olarak süregeldiğidir. Tamam, eyvallah da, yıllardır aynı durumu tekrar tekrar gündeme getirmek niye. Üstelik o “tuhaf” yayın boyunca, gelen her puandan sonra “Evet, yine komşuya gitti.” yorumu yapmak. Her yıl aynı cümleleri duymaktan midem bulandı! Sanki sonuç tamamen bu şekilde belirleniyor. Ayrıca neden o kadar çok komşu kıyağı yapılırken “Bizim komşularımız neden bize tam puan vermiyor.” diye düşünmüyoruz? O ona verdi, bu buna verdi, şu şuna verdi… Ayrıca sadece komşuluktan geçinilseydi, her yıl bir İskandinav ya da Doğu Avrupa ülkesi birinci olmaz mıydı? Hatta hep aynı ülkeler? 90’lı yılların başında İrlanda’nın beş yılda dört birinciliği var, sonrasında Birleşik Krallık, İsrail, Estonya, Letonya, Türkiye, Yunanistan… Tabii ki arada İskandinav ülkelerine giden birincilikler de var ama bu kadar farklı ülkenin zaferi nasıl açıklanabilir? Ya artık şu komşu muhabbetini bırakalım ya da Eurovision hakkında yorum yapılmasın…

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.