Absynthe Minded

Oda karanlık, sadece monitörün ışığı aydınlatıyor odayı. Yatağımda uzanmışım ve “Absynthe Minded”ın “There is Nothing” albümünü dinliyorum. Son günlerde iyice soğuyan hava nedeniyle yatağımda bir battaniye var ama üstümde değil, bacaklarımın arasında. Yüzüm, yatağa kendimi öylesine attığım için yastıkla garip bir şekilde buluşmuş. “Stuck in Reverse”ün bas gitarına iyice yoğunlaşmışım ve sanki şarkı odayı tek başına sarsıyor. Bu sırada odamın kapısı çalıyor; yemek saati.

Anlattığım bu hikaye, liseye gittiğim yıllarda da birçok kez vuku bulan ve bir şekilde, biraz önce de cereyan etmiş bir olay. Anlatmak istedim çünkü tam da Absynthe Minded hakkında yazacağım yazıya hazırlanırken gerçekleşti tüm bunlar ve olanların, yıllar öncesinde defalarca sahnelenen bir oyunun birebir kopyası olması şaşırttı beni. Aktardım; mutluyum…

Absynthe Minded… Sitedeki birçok sanatçıda olduğu gibi zor bir keşif değil aslında; tamamen “Plane Song” klibini izleyerek yola çıktığım ve iyice yakınlaştığım bir grup sadece. Belçikalı Bert Ostyn’in 1999 yılında tek başına yola çıkarak başlattığı proje, daha sonra Renaud Ghilbert’ın kemanı, Jan Duthoy’un piyanosu, Sergej Van Bouwel’in bas gitarı ve Jakob Nachergaele’in baterisi ile buluşunca Absynthe Minded doğmuş; gayet de iyi olmuş.

Grubun şu ana kadar piyasaya çıkan üç albümü bulunuyor; Acquired Taste (2004), New Day (2005), There is Nothing (2007). Her ne kadar grupla, son albümdeki Plane Song vasıtasıyla tanışmış olsam da, ilk iki albümü daha uzun süre dinleme şansı bulduğumu söylemeliyim. Bu nedenle özellikle ilk albümdeki şarkılara daha fazla aşina oldum. Albümün ilk şarkısı “I Am a Fan” için “hareketli” ve “eğlenceli” sıfatları anında belirdi zihnimde. Şarkının ritmiyle enstrümanların ve vokalin kullanımı bir hayli eğlendirdi beni. Hemen arından gelen “I’ve Been There (Old Love Never Dies)” da -henüz ikinci şarkıdan- albümün en güzel köşesindeki en rahat koltuğa yerleştirdi beni. Böylece albümün devamını dinlememek ya da albümü dinlemeye ara vermek için hiçbir sebep, geçerli kılamaz oldu kendini.

New Day’in giriş parçası olan “Mary’s Hotel (Fire Sets In)” ise bir Absynthe Minded albümüne daha ilginç bir başlangıç yapmamızı sağlıyor. Bu şarkıda da özellikle kemanın kullanımı, dinleyiciyi şarkıyı dikkatle dinlemeye zorluyor. Albümün dördüncü şarkısı olan ve grubun tanınmasında en büyük pay sahibi olduğu söylenen “My Heroics” ise Absynthe Minded’ın en iyi şarkılarından biri.

Bir yandan yazıyı yazarken diğer yandan yemek molası vermem nedeniyle bölünen There is Nothing albümünü dinlemeye devam ediyordum. Elbette klibini izlemiş olduğum Plane Song, albümü daha tanıdık kıldı benim için. (Üçüncü albümde de, üçüncü kez başarılı bir giriş parçası…) Grubun, kazanmış olduğu tecrübeyi aktardığı There is Nothing, birbirinden başarılı 13 şarkı içeriyor ve favorilerim arasına, gerçek hayattaki detaylarla aklıma kazınan şarkılar yerleşiyor; klibini izlediğim Plane Song, odamın kapısı çalana deke bas gitarıyla odamı ve vücudumu sarsan Stuck in Reverse…

Hayatım boyunca Belçikalı bir grup dinlediğimi sanmıyorum ya da dinlerken, grubun Belçikalı olduğundan haberdar değildim. Ancak -her ne olursa olsun- bu detay bile ilginç kıldı Absynthe Minded’ı benim gözümde. Birbirinden iyi şarkılar ve üç albüm; kesinlikle tavsiye ediyorum.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.