The Album Leaf

The Album Leaf; post-rock türünün tüm bedenimi ve zihnimi sarmaya başladığı ilk haftalarda, ilk dinlediğim gruplardan biriydi. Bundan çok uzun zaman öncesiydi, hatırlıyorum. Bir Last.fm keşfiydi bu grup benim için. Sonrasında bir şarkı, bir şarkı daha, bir albüm, bir albüm daha… 1998 yılında kuruldu The Album Leaf; Jimmy LaValle’nin solo projesi olarak. San Diego’lu bir gitarist kendisi ve bu noktada şu detaya dikkat çekmek istiyorum ki The Album Leaf A.B.D. kökenli bir post-rock grubu. Nasıl oluyor da İskandinavya dışından başarılı bir post-rock grubu çıkıyor, değil mi… Bu sorunun cevabını hiçbir zaman bulamayacağım sanırım. Aslında çok da kurcalamıyorum, bozmamak için bu enteresan durumu. O halde grubun gidişatından bahsetmeye başlayayım.

Grubun ilk albümü Orchestrated Rise to Fall. 1998 yılının sonbahar aylarında kayıtları yapılan ve 1999 yılında piyasaya sürülen bu albümde, bulunduğunuz atmosferi değiştirecek tipte farklı şarkılar yer alıyor. Beni en çok hislendiren şarkıysa September Song. Bir miktar alkol aldıktan sonra bu şarkıyı dinlediğimde, anlam veremediğim bir şekilde gözyaşlarına boğulduğumu hatırlarım. Hem hüzün verici, hem de güzel bir andı ama nedenini bir türlü öğrenemediğim bir durumdu.

One Day I’ll Be On Time ise grubun 2001 yılında piyasaya sürülen ve benim favori olan albümümdür. Çünkü o kadar sağlam şarkılar vardır ki bu albümde, her şeyi unutturur, zamanı durdurur, hızlı tempoyu ve durağanlığı aynı anda barındırır içinde. Albümün giriş şarkısı “Gust of…”, her grubun yazmasına ve icra etmesine kısmet olmayacak çapta bir yapım. Karanlık, en azından loş bir ortamda tüm dikkatinizi şarkıya vererek ne demek istediğimi ya da kelimelerle anlatmaya kalkışmadığım şeyi daha iyi anlayabilirsiniz. Albümün devamında ise tempo bir yükseliyor, bir düşüyor, bir yükseliyor, bir düşüyor; her şarkı birbirinden değerli benim gözümde, kulağımda, zihnimde…

Takvimler 22 Haziran 2004’ü gösterdiği gün, grubun üçüncü albümü çıkıverdi piyasaya. Sigur Ros ve Amiina gruplarının da eşlik ettiği bu albümde yine birbirinden başarılı şarkılar yer alır. In a Safe Place boyunca tempo yine değişkenlik gösterir ve yaklaşık 50 dakika boyunca ruhunuz dinlenir. The Album Leaf albümlerinin genel özelliğidir bu aslında.

Into the Blue Again; son The Album Leaf albümü. Henüz bir devamı gelmediği için elimizdeki son eser bu. Vokalin iyice kendini hissettirdiği, hatta ön plana çıktığı bu albümde The Album Leaf müziğinin vokal ile olan uyumu ve ortaya çıkan güzellikler çıkıyor karşımıza.

Grubun bugüne kadar ortaya koyduğu eserler; The O.C., CSI: Miami ve Grey’s Anatomy gibi birçok tanıdık yapımda da kullanıldı. Öte yandan grup; 2003, 2004, 2006 ve 2007 yıllarında San Diego Müzik Ödülleri’nde ödüle layık görülmüştür. The Album Leaf’in bir sonraki albümü ise sabırsızlıkla beklenir tarafımdan…

Albümler

An Orchestrated Rise to Fall
Wander
An Interview
Lounge Act (One)
September Song
We Once Were (One)
This River Deep
Airplane
A Short Story
We Once Were (Two)
Lounge Act (Two)

One Day I’ll Be On Time
Gust of…
The MP
Story Board
Wet the Day
The Audio Pool
Hang Over
In Between Lines
Last Time Here
Asleep
The Sailor
Vermillion
Glimmer

In a Safe Place
Window
Thule
On Your Way
Twenty Two Fourteen
The Outer Banks
Over the Pond
Another Day
Streamside
Eastern Glow
Moss Mountain Town

Into the Blue Again
The Light
Always For You
Shine
Writings On the Wall
Red-Eye
See in You
Into the Sea
Wherever I Go
Wishful Thinking
Broken Arrow

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.